MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
CGK’nun 20.12.2011 gün ve 215-279 ile 14.06.2011 gün ve 100-127, 14.06.2011 gün ve 60-126 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınabilecek nitelikte bulunan mahkûmiyet hükmü ile ilgili olarak, sonradan yürürlüğe giren kanun hükümleri uyarınca uyarlama yapılıp yapılmadığının araştırılması ve yapılmamış ise mahkemesince uyarlama yapılmasının sağlanması hususunun temyiz incelemesi aşamasında başlı başına bozma nedeni olarak kabul edilmeyeceği ve bu konunun infaz aşamasında değerlendirilmesinin uygun olacağı da gözetilip, sanığın tekerrüre esas alınan ve dosya içerisine getirtilen ilamının başka mahkemece çektirilmesine karar verilmediğinin mahkemesi'nin 08.09.2008 tarihli yazısından anlaşılmakla, yine uyap kaydında sanığa ait adli sicil kaydının incelenmesinde tekerrüre esas alınan ilamın 06.06.2013 tarihli kesinleşen karar ile aynen infazına karar verildiği de nazara alınarak; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.05.2012 tarih, 2012/3-153 E-K. Sayılı kararı gereğince, 28.02.2007 tarihli duruşmada sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtlarının okunduğunun, bunun üzerine de sanığın bu kayıtları kabul ettiğini belirttiğinin anlaşılması karşısında, sabıka kayıtlarından haberi olan ve buna itirazı olmayan sanığa ayrıca TCK'nın 58. maddesinden ek savunma hakkı tanınmasının da gerekmemesi sebebleriyle tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiş, sanığın TCK'nun 58. maddesinin uygulanmasına dayanak yapılan hükümlülüğünün, birden fazla suçtan verilen cezalardan oluşması karşısında; en ağır cezayı içeren hükümlülüğü gösterilmek suretiyle hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi infaz aşamasında gözetilmesi mümkün olduğundan bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksunluğun, kendi altsoyu açısından koşullu salıverme tarihine; kendi altsoyu dışındaki kişiler yönünden ise, cezasının infazı tamamlanıncaya kadar süreceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ''TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘TCK’nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 16.06.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy