MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını bozma, mala zarar verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Anayasa Mahkemesi'nin, 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesinin 2. fıkrasının 1. bendinin iptaline ilişkin 2006/65-2009/114 sayılı kararının yürürlük tarihi olan 07.10.2010 tarihi ile 6217 sayılı Yasa'nın 26. maddesi ile 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'a eklenen geçici 2. maddenin yürürlük tarihi olan 14.04.2011 tarihleri arasında gerek doğrudan hükmolunan gerekse de hapis cezasından çevrilme tüm adli para cezalarının -miktarına bakılmaksızın- temyizi kabil olduğunun anlaşılması karşısında, karar tarihi olan 14.12.2010 itibariyle sanıklar hakkında mala zarar verme suçundan neticeten hükmolunan 2.000TL adli para cezası temyizi kabil kararlardan olduğundan; mahkeminin 02.02.2011 tarihli 2009/957 esas 2010/1182 sayılı ek kararının kaldırılarak yapılan incelemede;
I-Sanık ... hakkında mala zarar verme ve işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Müştekilere ait işyerine birden fazla kişi ile birlikte girilerek hırsızlık eyleminin gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 119/1-c maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre sanık ...'in temyiz itirazı yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-Sanık ... hakkında hırsızlık suçu ile sanık ... hakkında kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede, usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1- Sanık ...'in şüphe üzerine yakalanması ile suçlamayı kabul ettiğinin anlaşılması karşısında; çaldığı eşyayı ikametlerine sakladıklarını beyan ettiğine ilişkin yakalama tutanağında açıklık bulunmaması nedeniyle, yakalama ve arama tutanağında görevli kolluk görevlilerinin ve sanıkların beyanı alınarak, arama yapılmadan önce çaldıkları eşyaları evlerinde sakladıklarını söyledikleri anlaşıldığı takdirde hakkında TCK'nın 168/1. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı tartışılmadan hüküm kurulması
2- Dairemizce de benimsenen ve Yargıtay CGK'nın 05.03.2013 günlü, 2012/1-1560 esas ve 2013/81 karar sayılı ve aynı günlü 2013/8-131 esas ve 2013/75 karar sayılı içtihatlarında da belirtildiği üzere, temyiz incelemesinden önce sanığın ölmesi hâlinde, müsadereye tâbi eşya olmasa bile 5237 sayılı TCK'nın 64. maddesi uyarınca, hükmün bozulmasıyla yetinilmesi, müteakip işlemlerin ise; mahkemesince yapılması gerekir.
UYAP'tan alınan nüfus kaydına göre, sanık ...'in 07.11.2011 tarihinde öldüğünün belirtilmiş olması karşısında 5271 sayılı CMK'nın 223/8 ve TCK'nın 64/1. maddeleri uyarınca sanığın öldüğünün anlaşılması hâlinde kamu davasının düşürülmesine karar verilmesinde zorunlululuk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve ...'in temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, 17.03.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy