MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Karşılıksız yararlanma, mühür bozma
HÜKÜM : Mühür bozma; beraat, karşılıksız yararlanma; mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
1-Katılan vekilinin mühür bozma suçundan kurulan 27.02.2013 tarih 2012/1119 esas 2013/158 karar sayılı hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
Sanık hakkında açılan kamu davasında 13.05.2011 tarihinde mühür bozmak suçundan beraat kararı verildiği, kararı katılan vekilinin ise temyiz talebinde bulunmadığı, kararın Yargıtay'a gönderilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca sanık hakkında 6352 Sayılı Kanun gereğince yeniden değerlendirilmek üzere dosyanın iade edildiği, iade edilen dosya üzerine mahkemenin 27.02.2013 tarihinde yeniden aynı suçtan karar verdiğinin anlaşılması üzerine;
Mühür bozma suçundan verilen kararın temyiz edilmemesi üzerine kesinleştiği bu nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nca iade kararı ve son 27.02.2013 tarihli mühür bozma suçu yönünden kurulan kararın yok hükmünde olması, katılan vekilinin önceki kararı temyiz etmemesi nedeniyle olmayan kararın temyizinin de mümkün olmadığından katılan vekilinin temyiz talebinin REDDİNE,
2-Sanık müdafiinin mühür bozma suçundan kurulan 13.05.2011 tarih 2009/1072 esas 2011/471 karar sayılı hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
Sanık ... müdafiinin temyizinin, beraat kararının gerekçesine yönelik olmadığı ve kararı temyiz etmesinde de hukuki yarar bulunmadığından 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi gereğince temyiz talebinin isteme uygun olarak REDDİNE,
3-Sanık müdafiinin ve katılan vekilinin karşılıksız yararlanma suçundan kurulan 27.02.2013 tarih 2012/1119 esas 2013/158 karar sayılı hükme yönelik temyiz talebinin incelemesinde;
5237 Sayılı TCK'nın 168/son fıkrası gereği sanığın etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanabilmesi için kurum zararının tamamen tazmin etmesi zorunluluğu sebebiyle tebliğnamede bozma isteyen 2 numaralı düşünceye iştirak edilmemiştir.
02.07.2012 tarihinde kabul edilip 28344 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan ve 05.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6352 sayılı Yargı Hizmetlerinin Etkinleştirilmesi Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Ve Basın Yoluyla İşlenen Suçlara İlişkin Dava Ve Cezaların Ertelenmesi Hakkında Kanunun Geçici 2. maddesinin l. fıkrası uyarınca aynı maddenin 2. fıkrası gereğince, şikayetçi kurumun zararını tazmin etmesi halinde sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği hususu gözetilerek, kurumdan gelen cevap yazısına göre sanığın ödediği bildirilen miktarın ne kadar olduğu sorularak, ödediği bedelin bilirkişi tarafından belirlenen 1.752 TL miktara karşılık gelmesi halinde “Ceza Verilmesine Yer Olmadığına” kararı verilmesi ; aksi takdirde “bilirkişinin belirlediği miktardan peşin ödenen bedel mahsup edildikten sonra bâkiye zararın, duruşmada bizzat sanığa açıklanmak , duruşmaya gelmemesi halinde ise gönderilecek “ihtarname” ye yazılmak suretiyle geriye kalan kurum zararını tazmin etmesi durumunda 6352 sayılı Yasanın Geçici 2/2 maddesi gereğince hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verileceğine” dair bildirimde bulunularak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik araştırma ile yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 16.04.2015 gününde oy birliğiyle karar verildi.