MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya kapsamına göre, sanığın, 2008 yılı 0cak ayında, müştekinin tekstil atölyesinde işçi olarak çalışmaya başladığı, bu süre zarfında işyeri yedek anahtarının sanıkta da bulunduğu, sanığın 3-4 ay kadar çalıştıktan sonra işyerinden ayrıldığı, ayrılmasından 15 gün kadar sonra da kendinde bulunan anahtarı müştekiye iade ettiği, müştekinin muhtelif zamanlarda işyerinden küçük çaplı hırsızlık olayları olduğunu fark ettiği, en son 2008 yılı Haziran ayında yaptığı sayımda 150,000 Amerikan Doları değerindeki 6000 parça giysinin çalındığını tespit ederek işyerine güvenlik kamerası taktırdığı, suç tarihi olan 20.7.2008 günü gece saat 23.00 sıralarında işyerine zayıf yapılı bir şahsın girdiği, kamerayı fark edince dışarı çıkıp tanınmamak için yüzünü örterek yeniden içeri girdiği ve ışıkları söndürdüğü, müştekinin ve tanık ...'nın görüntüdeki kişinin sanık olduğuna dair beyanda bulundukları, sanığın atılı suçlamayı kabul etmemekle birlikte olay tarihinde şizofren hastası olup bir çok olayı hatırlamadığı yolunda tevil yollu ikrarda bulunduğu, suç tarihinde UYAP kaydına göre güneşin saat 19.35 te battığı yaz saati uygulaması da dikkate alındığında saat 21.35 ten sonraki zaman diliminin gece olarak kabulü gerektiğinin anlaşılması karşısında TCK'nın 143. maddeleri uyarınca ceza arttırımına gidilmemesi, suça konu eşyanın önem ve değeri, meydana gelen zararın ağırlığı dikkate alınarak 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi uyarınca temel ceza belirlenirken alt sınırdan hüküm kurulması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; atılı suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK.nun 53/1. maddesinin (c) fıkrasındaki, kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından yoksunluğun koşullu salıverme tarihine kadar süreceğinin gözetilmemesi suretiyle aynı maddenin üçüncü fıkrasına aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından ‘‘TCK’nın 53. maddesinin uygulanmasına’’ ilişkin bölüm çıkarılarak, yerine ‘‘53/1.maddesinde belirtilen ve 53/3.maddesindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanığın mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3.maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına’’ ibaresinin eklenmek suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 01.07.2014 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy