MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık hakkında eylemine uyan TCK'nın 142/2-e maddesi uyarınca temel hapis cezasının 3 yıl yerine 2 yıl olarak belirlenmesi ve suça konu paranın, usulsüz havale işlemini tespit eden banka tarafından bloke edilerek müştekinin hesabına aktarıldığı gözetilmeden, sanık hakkında yasal ve yeterli olmayan gerekçeyle TCK'nın 168. maddesi uygulanması suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamış, Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2008 tarih ve 647/43 ile 23.03.2004 tarih ve 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; hatalı uygulama ile sanık hakkında verilen sonuç ceza TCK'nın 51. maddesindeki erteleme müessesesinin uygulanabilirlik sınırları içerisine girmiş ise de; sanığın sabit kabul edilen eyleminde asıl cezanın 3 yıl olarak belirlenip TCK'nın 62. maddesi gereğince 1/6 indirimle sonuç ceza 2 yıl 6 ay olarak belirleneceğinden ve aksi hal sanığın; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayarak, sanığa daha önce bir kez tanınmış olan atıfetin genişletilmesi suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken ceza miktarı itibariyle, TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına ve mükerrir kabul edilerek hakkında CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmamasına karar verilen sanığın, önceden kasıtlı suçtan hükümlülüğü bulunduğunun anlaşılması karşısında, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Yasanın 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesindeki hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına olanak bulunmadığı anlaşılmakla Tebliğnamedeki bozma isteyen (1) ve (3) numaralı bentlerdeki düşünceye iştirak edilmemiş, hapis cezasına mahkum edilen sanık hakkında TCK'nın 53. maddesinde belirtilen haklardan yoksun kılınma kararı verilmemesi, hükümlülüğün yasal sonucu olup infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğündün bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Tekerrüre esas alınan Antalya 1. Sulh Ceza Mahkemesinin 17.01.2007 gün ve 291-21 sayılı ilamındaki 2.000 TL adli para cezasının miktarı itibariyle kesin olup 1412 sayılı CMUK'un 305. maddesi hükmü uyarınca tekerrüre esas alınamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'in temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına ilişkin kısmın hüküm fıkrasından çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 25.02.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy