MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, mala zarar verme, konut dokunulmazlığının ihlali
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanık hakkında katılanlar ... ve ...’a karşı Mala Zarar Verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
Tayin olunan cezanın karar tarihindeki miktar ve türüne, 14.04.2011 tarih ve 27905 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6217 sayılı Yasanın 26. maddesi ile 23.03.2005 tarihli ve 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanuna eklenen geçici 2. madde uyarınca hüküm kesin nitelikte olup temyiz kabiliyeti bulunmadığından, sanığın temyiz isteğinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gözetilerek CMUK'un 317. maddesi gereğince REDDİNE,
B-Sanık hakkında katılanlar ... ve ...’a karşı Konut Dokunulmazlığını Bozmak suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK'nın 231. maddesine göre hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların itiraz yasa yoluna tabi olduğunun anlaşılması nedeniyle aynı kanunun 264. maddesi uyarınca itiraz mahiyetinde kabul edilmesi gereken temyiz talebinin merciince değerlendirmek üzere, incelenmeksizin mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE,
C-Sanık hakkında katılanlar ... ve ... ile mağdur ...’e karşı hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
1-Katılanlar ... ve ...’ın evinden meydana gelen hırsızlık eyleminde, evden çalınan telefonun sanığın hattı ile kullanıldığına dair kayıt dışında başkaca hiçbir delil bulunmaması, sanığın olaydan sonra bir süre bu telefonu kullanmasının müsnet suçu işlediğine tek başına delil olamayacağı, sanığın müsnet suçu işlediğine ilişkin olarak eylemin şüphede kaldığı, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş olması,
2-Mağdur ...’in evinden meydana gelen hırsızlık eyleminde, mağdurun evinin, katılanlar ... ve ...’ın evi ile aynı yerde olup aynı zaman dilimi içerisinde eylemin meydana gelmesinden başka sanık aleyhine hiçbir delil bulunmaması karşısında, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmiş olması,
Kabule göre,
3-Katılanlar ... ve ...’ın evden gündüz 16.00 sıralarında ayrılıp gece 23.00 sıralarında gelmeleri karşısında, eylemin gündüz vakti işlendiğinin kabul edilmesi gerekirken TCK'nın 143. maddesince artırım yapılarak sanık hakkında fazla ceza tayin edilmiş olması;
4-Şartları oluşmadığı halde TCK'nın 145. maddesinin uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...’ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 10.03.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy