MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme, iftira
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Sanık ... hakkında katılan ...’e karşı mala zarar verme suçundan dolayı zamanaşımı süresi içinde işlem yapılması mümkün görülmüştür.
A-Sanık ... hakkında katılan ...’e yönelik konut dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme eylemleri nedeniyle, sanık ... hakkında katılan ...’e yönelik konut dokunulmazlığını ihlal eylemi ve katılan ...’a yönelik hırsızlık eylemi ile iftira eylemi nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
Karar başlığında sanık ...’un katılan ...’a yönelik hırsızlık eyleminin suç tarihinin gösterilmediği anlaşılmış ise de, mahallinde ikmali mümkün görülmekle bozma nedeni yapılmamıştır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2013 tarih ve 2012/1431 Esas-2013/18 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere "Sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine denilmiş olması ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesinin" tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz" hükmü uyarınca, tekerrüre esas alınacak ilamın infaz aşamasında belirlenebilecek olması karşısında, sanık ... hakkında katılan ...’e yönelik konut dokunulmazlığını ihlal eylemi ile iftira eylemi nedeniyle kurulan hükümlerde, tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmemesi nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemekle yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık ... hakkında katılan ...’a yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle kurulan hükümde, adli sicil kaydında bulunan ve suretleri getirtilen tüm ilamların kesinleşme tarihlerinin suç tarihi olan 25.09.2011 tarihinden sonra olması nedeniyle, sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
2-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan “ müştereken “ alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş sanıklar ... ve ...‘un temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nun 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık ... hakkında katılan ...’a yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle kurulan hüküm fıkrasından “ TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına ” ilişkin bölümün çıkarılarak, yine sanıklar hakkında kurulan ortak hüküm fıkrasındaki yargılama giderlerine ilişkin bölümden “ yargılama giderlerinin sanıklardan müştereken alınmasına ’’ ilişkin bölümün çıkarılarak, “ sanıkların sebebiyet verdikleri yargılama giderlerinden ayrı ayrı; ortak yargılama giderlerinden de eşit olarak sorumlu tutulmalarına ” cümlesinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanıklar hakkında katılan ...'e yönelik hırsızlık eylemi nedeniyle kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde,
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.01.2013 tarih ve 2012/1431 Esas-2013/18 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere " Sanık hakkında hükmolunan cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine denilmiş olması ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı hakkındaki Yasanın 108/2. maddesinin" tekerrür nedeniyle koşullu salıverme süresine eklenecek miktar, tekerrüre esas alınan cezanın en ağırından fazla olamaz" hükmü uyarınca, tekerrüre esas alınacak ilamın infaz aşamasında belirlenebilecek olması karşısında, sanık ... hakkında kurulan hükümlerde tekerrüre esas alınan ilamın gösterilmemesi nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemekle yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Sanıklar suç tarihinde emniyet görevlileri tarafından şüphe üzerine yakalandıklarında, araçlarının bagajında bulunan bakır eşyaları adresini de bildirdikleri katılan ait bağ evinden çaldıklarını samimi olarak itiraf etmeleri, bu eşyaların ezilmiş ve hurda halde de olsa soruşturma aşamasında katılana iade edilmiş olması, ayrıca katılan ...’in 05.06.2012 tarihli 1. celsede bağ evinden çalınan bakır eşyaların hurda değeri olan 200-TL’nın kendisine verildiğini beyan etmiş olması karşısında, soruşturma aşamasında katılana yapılan eşya iadesinin yanısıra katılana yapılan bu ödemenin de zamanı ve kısmi ödeme niteliğinde olup olmadığının tespiti ,kısmi ödeme niteliğinde olması halinde katılanın kısmi iadeye rızasının bulunup bulunmadığı da sorularak sanıklar hakkında TCK’nın 168/1-2-4’üncü maddesi uyarınca etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanması gerekip gerekmediğinin tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ...‘un temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA,15/04/2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy