Nitelikli hırsızlık suçundan sanık ...’in, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142/2-d, 143, 32/2 ve 62. maddeleri gereğince 2 yıl 5 ay 5 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Arhavi Asliye Ceza Mahkemesinin 18/04/2013 tarihli ve 2013/7 esas, 2013/101 sayılı kararını karşı Adalet Bakanlığının 10/02/2014 tarih ve 2013/3053/9833 sayılı yazısı ile Kanun Yararına Bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24/02/2014 tarih ve 2014/70231 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
İddianame içeriğine ve mahkemenin kabulüne göre sanığın eyleminin, bankta bulduğu anahtarla mağdura ait aracı çalarak Arhavi ilçesinden Rize ili gitmek ve ertesi gün aracı Rize sahil yoluna bırakmak olduğunun anlaşılması karşısında eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 146/1. maddesi kapsamında kullanma hırsızlığı suçunu oluşturacağı, suçun kovuşturmasının şikâyete bağlı bulunduğu, mağdurun 21/02/2013 tarihli duruşmada alınan ifadesinde sanıktan şikâyetçi olmadığını bildirmiş olduğunun da anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 73/4. maddesi hükmü nazara alınarak, şikâyet yokluğu sebebiyle kamu davasının 5237 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/8. maddesi uyarınca düşürülmesi gerektiğinin gözetilmemesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla,
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Kullanma hırsızlığı suçunun oluşması için, kişinin, sahibinin rızası olmaksızın malı alırken, bunu belli bir süre kullandıktan sonra iade etmek amacıyla hareket etmesi gerekir. Kullanma hırsızlığında kullanmanın her halde kısa sayılabilecek bir süre devam etmesi temel koşuldur. Başka bir ifade ile hırsızlık suçundan bu maddeden istifade edebilmek için, taşınır mal geçici bir süre kullanılıp sahibine iade edilmek üzere alınmış olmalıdır. Burada bahsi geçen özel kastın varlığının kabulü için, aracın iade edilmek üzere alındığının ilk bakışta açıkca anlaşılması gereklidir. Gece vakti dolmuş ve taksinin çalışmadığı bir yerde sanığın komşusunun aracını çalıp, otogardan oğlunu alıp geldikten sonra aracı aldığı yere bırakması, acil bir hastayı hastaneye yetiştirmek veya servisi kaçıran öğrenciyi sınava yetiştirmek amacıyla araç çalınması ve aracın alındığı yere veya yakın bir yere bırakılması eylemleri kullanma hırsızlığı suçuna örnek olarak verilebilir. Kanun yararına bozmaya konu olayda ise, madurun oturduğu bankta unuttuğu anahtarı bulan sanıkların, bu anahtar yardımıyle aracı çalıştırıp ... İlçesinden Rize İline geldikleri, sanık ...'ün savunmasına göre diğer sanık ...'un hırsızlık yapma teklifini kabul etmediği, bilahare her iki sanığın minibüsle ...'ye döndüğü, aracın saat 17:30 sıralarında park edildiği yerde polisler tarafından bulunduğu ve sahibine teslim edildiği anlaşılmaktadır. Çalınan araçla ...'den Rize'ye gelinmiş olması, sanık ...'un Rize'de hırsızlık yapmayı teklif etmesi, sahibinin ...i'de oturduğunun bilinmesine rağmen aracın Rize'de bırakılmış olması, aracın geçici bir süre ile kullanılıp sahibine iade maksadıyle alınmadığını göstermektedir. Burada sanığa isnat edilen suçun ''kullanma hırsızlığı'' kapsamında kaldığını kabul etmek mümkün görülmemiştir. Nitekim dairemizin 15.03.2012 gün ve 2011/9653 esas, 2012/6084 karar, 02.02.2012 gün ve 2011/1831 esas, 2012/1926 karar ve 19.04.2012 gün ve 2011/9101 esas, 2012/9838 karar sayılı ilamları da bu yöndedir. Açıklanan nedenlerle talep yerinde görülmediğinden;
Kanun Yararına Bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ihbar yazısı, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmediğinden, hırsızlık suçundan hükümlü ... hakkında Arhavi Asliye Ceza Mahkemesince verilip kesinleşen 18.04.2013 gün ve 2013/7-101 sayılı karar ile sanık hakkında hırsızlıktan mahkumiyet kararı verilmiş ise de, sanığa yüklenen suç kullanma hırsızlığı kapsamında kaldığından ve müşteki şikayetini geri aldığından, davanın düşürülmesi gerektiğine yönelik talebinin REDDİNE, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na TEVDİİNE, 03.07.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.