Hırsızlık ve mala zarar verme suçlarından sanık ...'nin, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/1-b, 143,151/1 ve 53. maddeleri uyarınca 3 yıl 6 ay hapis ve 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Eyüp 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 04/03/2010 tarihli ve 2008/1 esas, 2010/344 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 28.08.2013 tarih ve 2013/13588/53421 sayılı Kanun Yararına bozma isteminde bulunulduğundan bu işe ait dava dosyasının Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 05.09.2013 tarih ve 2013/289118 sayılı ihbarnamesiyle dairemize gönderilmekle incelendi.
MEZKUR İHBARNAMEDE;
1-Kayden 17/06/1983 doğumlu olup, suçun işlendiği 06/08/2000 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 53/4. maddesinde yer alan "fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme karşısında, aynı Kanun'un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilemeyeceği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde,
2-Suçun işlendiği 06/08/2000 tarihinde 18 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan sanık hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 31/3. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında,
3-Mala zarar verme suçunun, lehe olması itibariyle uygulanma kabiliyetini haiz 5237 sayılı Türk Ceza kanunun 151/1 maddesi kapsamında kalıp, aynı kanunun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddeleri uyarınca tabi olduğu kesintili zamanaşımı süresinin karar tarihinde dolduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulmasında, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın 309. maddesi gereğince anılan kararın bozulması lüzumunun ihbar olunduğu anlaşılmış olmakla;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Suç sürüklenen çocuk ..., daha önce hırsızlık suçundan mahkumiyetleri dairemizce onanarak kesinleşen ... ve ... ile birlikte 06.08.2000 günü gece vakti müştekiye ait otomobilin sağlam kapı kilidini zorlayarak açtıktan sonra çaldıkları, hırsızlık suçunun suç tarihinde yürürlülükte olan 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesi kapsamında olup aynı Yasanın 102/4 ve 104/2 maddeleri uyarınca uzatılmış dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, yine aynı suçun suç tarihinden sonra 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b ve 143/1. maddelerine uyduğu, suçun geceleyin işlenmiş olması nedeniyle aynı TCK'nın 143/1. maddesindeki nitelikli hal söz konusu olup temel cezanın üst sınırı 5 yılın üzerinde olacağından uzatılmış, ayın TCK'nın 66/1-d, 66/2, 67/4. maddeleri uyarınca uzatılmış dava zamanaşımı süresinin 15 yıl olduğu, suç tarihi ile karar kesinleşme tarihleri arasında, bu sürelerin dolmadığı gözetilerek hırsızlık suçu yönünden kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ihbar yazısındaki 1. maddesindeki kamu davasının zamanaşımı sebebiyle düşürülmesine dair düşünce yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Suç sürüklenen çocuk ... hakkında mala zarar verme suçundan 5237 sayılı TCK'nın 66/1-e, 66/2, 67/4. maddelerine göre hesaplanan 7 yıl 12 aylık uzatılmış dava zamanaşımı süresi suç tarihi ile karar tarihi arasında gerçekleştiği gözetilerek bu yöndeki kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
2- Suç tarihinde suça sürüklenen çocuk ...'nin, 15-18 yaş grubu içinde olduğundan 5237 sayılı TCK'nın 31/3 maddesi uyarınca suç tarihine göre 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinden hırsızlık suçuyla ilgili hükmün BOZULMASINA, hapis cezasının süresi 2 yılın altına düşeceğinden 5237 sayılı TCK'nın 51. ve 5271 sayılı CMK'nın 231. maddesinin karar yerinde değerlendirilmesi söz konusu olup aynı CMK'nın 309/4-b maddesi gözetilerek müteakip işlemlerin mahallinde yerine getirilmesine, dosyanın mahalli mahkemeye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07/04/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy