Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal ve mala zarar verme suçlarından sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında yapılan duruşma sonunda; mahkumiyetlerine ilişkin Aliağa Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.05.2008 tarih 2006/283 esas ve 2008/298 karar sayılı ilamın sanıklar tarafından temyizi üzerine Yargıtay 13. Ceza Dairesi’nin 15.04.2013 tarih ve 2011/31964-2013/10841 sayılı ilamı ile red, onama ve düzeltilerek onanmasına karar verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 23.05.2014 tarih ve 2014/193748 sayılı yazısı ile verilen kararın III nolu kısmında maddi hata olup olmadığı yönündeki karar düzeltme talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.05.2014 tarih ve 2014/193748 sayılı karar düzeltme istemi yerinde görülmüş olduğundan Dairemizin 15.04.2013 tarih ve 2011/31964-2013/10841 sayılı kararında III nolu kısmın kaldırılarak yapılan incelemede;
III- Sanıklar ..., ..., ... ve ... hakkında hırsızlık suçu ile sanık ... hakkında işyeri dokunulmazlığını ihlal suçundan kurulan hükümlerin incelenmesinde;
Sanıkların, katılana ait işyerindeki masa çekmecesinde bulmuş oldukları anahtar ile çelik kasayı açmaları şeklindeki eylemin TCK'nın 142/2-d maddesi kapsamında kalmasına rağmen yazılı şekilde uygulama yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanıklar hakkında hırsızlık suçundan TCK'nın 62 maddesinin uygulanması sırasında hesap hatası yapılarak, sonuç cezanın 1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası olması gerekirken fazla ceza tayin edilmiş olması,
2-5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Yasanın 108/4, 5, 6. fıkralarında “Hakim, mükerrir hakkında cezanın infazının tamamlanmasından sonra başlamak ve bir yıldan az olmamak üzere denetim süresi belirler. Tekerrür dolayısıyla belirlenen denetim süresinde, koşullu salıverilmeye ilişkin hükümler uygulanır. Hakim, mükerrir hakkında denetim süresinin uzatılmasına karar verebilir. Denetim süresi en fazla beş yıla kadar uzatılabilir.”hükmünü düzenlemiştir. Buna göre denetim süresini belirleme ve gerektiğinde uzatma görevi, hükmü veren mahkemeye değil, hükümlünün infaz aşamasındaki davranışlarını da değerlendirerek koşullu salıverme ile ilgili kararı verecek mahkemeye aittir. Buna göre; hüküm kurulurken mükerrir olan sanık ... hakkında TCK’nın 58/7. maddesi uyarınca “mükerrirlere özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra da denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” karar verilmesiyle yetinilmesi gerekirken, denetimli serbestlik tedbirinin süresininde belirlenmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ve ... müdafii ile sanıklar ... ve ... müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak hüküm fıkrasından sanıklar hakkında hırsızlık suçu bakımından TCK'nın 62. maddesi ile ilgili kısımda “1 yıl 11 ay 15 gün hapis cezası” çıkarılarak yerine “1 yıl 11 ay 10 gün hapis cezası” eklenmesi ile sanık ... ile ilgili hüküm fıkrasından ''1 yıl denetim altında bulundurulmasına'' ilişkin bölümün çıkartılması ve anılan sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimine göre cezanın çektirilmesine dair bölümün sonuna “ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.05.2014 tarihinde oybirliği ile karar verildi.