MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
A-Sanıklar ... ve ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
TCK'nın 61/1. maddesi uyarınca, sanıkların kastının yoğunluğu, suç konusunun önem ve değeri ile meydana gelen tehlike veya tehlikenin ağırlığı dikkate alınarak temel ceza belirlenirken alt sınırın aşılması gerektiğinin gözetilmemesi karşı temyiz olmadığından bozma nedeni olarak görülmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
Kasten işlemiş olduğu suçtan hapis cezası ile mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanıkların TCK'nın 53/1. maddesinin ''a,b,c,d,e'' bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar, ''kendi altsoyu'' üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'un ve sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından "TCK’nın 53/1. maddesinin uygulanmasına" ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine "TCK'nın 53/1. maddesinde belirtilen ve 53/3. maddesindeki kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri dışındaki haklardan sanıkların mahkum olduğu hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar; 53/3. maddesi gözetilerek 53/1-c maddesi uyarınca kendi alt soyları üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise koşullu salıverilme tarihine kadar yoksun bırakılmasına" cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
B-Sanık ... hakkında kurulan hükmün temyiz incelemesine gelince;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz nedenleri de yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında hırsızlık suçundan cezalandırma istemiyle kamu davası açıldığı halde, değişen suç vasfına göre sanığa CMK'nın 226. maddesi uyarınca ek savunma hakkı tanınmadan TCK'nın 165/1. maddesinden hüküm kurulması,
2-TCK'nın 165/1. maddesinin hapis cezası yanında adli para cezası da öngördüğü gözetilmeden, hapis cezası ile yetinilmesi,
3-CMK'nın 231. maddesinin 5 ve devamı fıkralarında düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının verilebilmesi için mahkemenin aynı maddenin 6. fıkrasında sayılan koşulları araştırarak ve denetime elverecek şekilde gerekçesini de açıklayarak takdir hakkını kullanması ve bu maddenin uygulanması durumunda, 231/7. maddesi uyarınca açıklanması geri bırakılmasına karar verilen hükümde mahkum olunan hapis cezasının ertelenemeyeceği ve kısa süreli olması durumunda seçenek yaptırımlara çevrilemeyeceğinin dikkate alınması gerektiği gözetilmeden maddeye yanlış anlam verilerek salt, "sanık hakkında verilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın paraya çevrilmesi halinde CMK'nın 231/7. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceğinden” denilmek suretiyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, CMUK'un 326/son maddesi gereğince sanığın ceza miktarı yönünden kazanılmış hakkının korunmasına, 15.04.2015 gününde oybirliğiyle karar verildi.