Mala zarar verme suçundan sanık ... hakkında yapılan duruşma sonunda; sanığın mahkumiyetine ilişkin İstanbul 3. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 24.03.2010 tarih ve 2009/520-2010/73 E.-K. sayılı hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.05.2014 tarih ve 2013/16574-2014/16309 sayılı ilamı ile sanık hakkında mala zarar verme suçundan hükmolunan adli para cezasının miktarı itibariyle kesinlik sınırının altında kalması sebebiyle temyiz isteminin reddine karar verildiği, bu karara karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 10.07.2014 tarih ve 2011/318011 sayılı yazısı ile özetle, sanığın mala zarar verme suçundan TCK'nın 151/1 ve 50. maddeleri gereğince 200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve 53. maddede gösterilen haklardan yoksun bırakılmasına ilişkin hükümde, kesin nitelikli adli para cezasının yanında güvenlik tedbirine de hükmedilmesi sebebiyle kararın temyiz kabiliyetinin olduğu, bu nedenle hükmün esastan incelenmesi gerektiği belirtilerek itiraz talebinde bulunulması üzerine dosya Daireye gönderilmekle okunarak gereği görüşülüp düşünüldü:
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının10.07.2014 tarih ve 2011/318011 sayılı itiraz istemi yerinde olduğundan KABULÜ ile;
Dairemizin 06.05.2014 tarih ve 2013/16574-2014/16309 sayılı kararının mala zarar verme suçuna ilişkin I numaralı bölümünün ilamdan çıkarılarak esastan yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK'nın 5560 sayılı Yasa ile değişik 61/9. madde ve fıkrası gereğince "adli para cezası seçimlik olarak öngörülen suçlarda bu cezaya ilişkin gün biriminin alt sınırı, o suç için tanımlanan hapis cezasından az olamaz" hükmüne aykırı olarak temel cezanın 120 gün yerine 10 gün olarak belirlenerek eksik ceza tayin edilmiş ise de, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye, hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Sanık hakkında sonuç cezanın, adli para cezası olarak belirlenmesi karşısında, TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarına hükmedilemeyeceğinin düşünülmemesi,
2-Yargılama giderlerinin her bir sanığın sebep olduğu tutar kadar ayrı ayrı yükletilmesi gerektiği gözetilmeden, sanıklardan müteselsilen alınmasına karar verilmesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 326/2. maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz itirazı bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çıkarılmasına; yargılama giderlerine ilişkin bölümün çıkarılarak, yerine “Bilirkişi ve keşif gideri 311,75 TL ile müzekkere gideri 21,00 TL olmak üzere toplam 332,75 TL yargılama giderinden; 110,92 TL'sinin sanık ...'tan, 110,92 TL'sinin sanık ...'dan, 110,92 TL'sinin ise diğer sanık ...'den tahsili ile hazineye irat kaydına,” cümlesinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.