MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Dosya içinde mevcut 4.1.2012 ve 8.1.2012 tarihli Yakalama ve CD İzleme Tutanaklarına göre olay günü gece sayılan saat 18.10 sıralarında, suça sürüklenen çocukların, kamyonuna yakıt alan müştekinin akaryakıt istasyonundan çıkıp karayoluna girmek için bekleme yaptığı sırada kamyonun arka kapağını açarak, hareketine devam eden mobilya yüklü kamyondan üçlü sehpa takımını çaldıkları, suça sürüklenen çocukların başka bir olay nedeniyle yakalandıklarında atılı suçu kabul ederek kasayı birlikte açtıklarını söyledikleri ancak kasanın kilitli olup olmadığına dair açıklayıcı bir beyanda bulunmadıkları, bu hususun müştekiye sorulmadığı gibi kasanın kilitli olup olmadığına dair her hangi bir görgü tespit işlemi de bulunmadığı, bununla birlikte, kasanın kilitli olmadığının kabulü halinde dahi suça sürüklenen çocukların, kullanım ve tahsis gereği eşya naklinde kullanılan kamyonun kasasından sehpa takımı çaldıklarının anlaşılması karşısında, eylemlerinin TCK nın 142/1-e maddesinde yazılı bulunan suça uyduğu gözetilmeden suça sürüklenen çocuklar hakkında kurulan hükümde aynı Yasanın 142/1-b maddesi ile uygulama yapılması ile 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesine aykırı olarak aynı Kanun'un 168. maddesinin, 31. maddesinden önce uygulanması sonuca etkili olmadığından bozma nedeni yapılmamış; suça konu kamyonun kasasının kilitli olup olmadığına dair araştırma yapılması yönünde bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye de bu nedenle iştirak edilmemiştir.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hâkimin takdirine göre; atılı suçun suça sürüklenen çocuklar tarafından işlendiğini kabulde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
T.C. Anayasa’sının 90. maddesinin son fıkrası ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6/3-c maddesi ışığında, 5271 sayılı CMK'nın 150, 234 ve 239. maddeleri ile 5320 sayılı Yasanın 13. maddesine dayanılarak hazırlanan, Ceza Muhakemesi Kanunu Gereğince Müdafi ve Vekillerin Görevlendirilmeleri ile Yapılacak Ödemelerin Usul ve Esaslarına İlişkin Yönetmeliğin 8. maddesi gereğince, sanıklar için baro tarafından görevlendirilen zorunlu müdafiinin ücretinin sanıklardan alınmasına hükmedilemeyeceği gözetilmeden, yazılı şekilde zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuklardan alınmasına hükmedilmesi; bakiye 37,50 TL davetiye giderinden her bir suça sürüklenen çocuğun sarfına neden olduğu 18,75 TL nin ise 6352 sayılı yasanın 100. maddesi ile CMK'nın 324. maddesinin dördüncü fıkrasına eklenen cümle gereğince, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olduğunun ve bu nedenle suça sürüklenen çocuklara yargılama gideri olarak yükletilmeyeceğinin gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ... ve ... müdafiilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasında zorunlu müdafii gideri ile ilgili bölüm çıkarılarak yerine 'bu dava sebebiyle yapılan ve her bir suça sürüklenen çocuğun sarfına neden oldukları 18,75 TL yargılama giderinin 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 106. maddesindeki terkin edilmesi gereken tutardan az olması nedeniyle 5271 sayılı CMK.nun 324/4. maddesi uyarınca Devlet Hazinesine yüklenmesine” ibaresi eklenmek suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 09.09.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy