MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, işyeri dokunulmazlığının ihlali, mala zarar verme
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık hakkında hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kurulan hükümlerin temyiz incelemesinde;
Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Şarköy Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2005/295 Esas ve 2006/215 Karar sayılı ilamındaki mahkumiyetin, TCK'nın 106/1. maddesinde düzenlenen tehdit suçuna ilişkin olması ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 106/1-1 maddesinde tanımı yapılan tehdit suçunun da uzlaşma kapsamına alındığının anlaşılması karşısında; 5237 sayılı TCK'nın 7/2. maddesi uyarınca; ''Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur.'' hükmü de gözetilerek 6763 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik CMK'nın 254. maddesi uyarınca aynı Kanunun 253. maddesinde belirtilen esas ve usûle göre uzlaştırma işlemleri yerine getirildikten sonra sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilip haklarında bahsedilen ilamın esas alınarak TCK'nın 58. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususu infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı kabul edilerek bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 142/1-b maddesi uyarınca belirlenen 2 yıl 6 ay hapis cezasından, TCK'nın 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılırken hesap hatası sonucu 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini, yine müştekinin beyanında, 23.10.2013 günü saat 00:20 sıralarında kapatarak ayrıldığını ve 05:30 sıralarında iş yerine hırsız girdiğini fark ettiğini belirtmesi, olay tarihinde güneşin saat yaz saati uygulaması da dikkate alınarak 06:18'de doğduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında TCK'nın 143. 116/4. maddeleriyle uygulama yapılması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5271 sayılı CMK'nın 150/2. maddesi uyarınca, sanığın savunmasını yapmak üzere zorunlu müdafi görevlendirilmesi nedeniyle, müdafiilere ödenen ücretlerin, dosyadaki bilgilerden düzenli mali geliri bulunmadığı anlaşılan sanığa, yargılama gideri olarak yükletilmesine karar verilmesi suretiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırılık meydana getirilmesi,
2-Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 Sayılı TCK 53. madde 1.fıkra b. bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz itirazı bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle isteme aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkralarından “TCK'nın 53. maddesinin ve yargılama giderine ilişkin" bölümlerin çıkarılarak yerlerine "Sanık hakkında hesaplanan zorunlu müdafii ücretinin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6/3-c maddesindeki düzenlemeye aykırılık meydana getirilmesi ve kalan yargılama giderlerinin 6183 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde belirlenen 20,00 TL'den az olması nedeniyle 6352 sayılı Kanun'un 100. maddesiyle eklenen 5271 sayılı CMK'nın 324/4. maddesi gereğince Devlet hazinesine yükletilmesine" ve “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkûmiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkûm olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlelerinin eklenmesi suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
II-Sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz incelemesinde;
5271 sayılı CMK’nın 225/1. maddesine göre, hükmün konusunun iddianamede gösterilen eylemden ibaret olduğu; sanık hakkında iddianame ile hırsızlık ve iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçlarından kamu davası açıldığı, CMK'nın 170/3 ve 225/1. maddelerinde öngörülen yöntem ve biçime uygun olarak mala zarar verme suçundan açılmış dava bulunmadığı halde, iddianame dışına çıkılmak suretiyle, ek savunma ile yetinilerek dava konusu yapılmayan suçtan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, 11/04/2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.