MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, dolandırıcılık
HÜKÜMLER: Beraat, mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-O yer Cumhuriyet Savcısının; sanıklar ... ve ... hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz istemi yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye uygun olarak ONANMASINA,
II-O yer Cumhuriyet Savcısı ile suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin; suça sürüklenen çocuk ... hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
O yer Cumhuriyet Savcısının 02.06.2014 tarihli temyiz dilekçesinin içeriğine bakıldığında, suça sürüklenen çocuk ...'un isminin dilekçeye sehven “...” olarak yazıldığının anlaşılması karşısında, o yer Cumhuriyet Savcısının temyiz isteminin suça sürüklenen çocuk ...'a ilişkin kurulan hükme yönelik olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.12.2012 tarih ve 2012/1411-1852 E.-K. sayılı içtihadına göre; müşteki ...'ın, evinin önüne kendi direksiyon kilidi ile kilitleyerek park ettiği eşi üzerine kayıtlı motosikletin çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı yasanın 141. maddesi ile hüküm kurulması; yine dosya kapsamına göre hırsızlık eyleminin geceden sayılan saat 20:30-20:36 sıralarında gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında atılı suç nedeniyle hükmolunan cezadan aynı yasanın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Ceza Genel Kurulu'nun 04.03.2008 tarih ve 647/43 ile 23.03.2004 tarih ve 41/70 sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; mahkemece suça sürüklenen çocuk hakkında 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesi ile hüküm kurulmuş ise de, suça sürüklenen çocuğun eyleminin TCK'nın 142/1-e ve 143. maddesinde yazılı suçu oluşturduğu, suça sürüklenen çocuğun sabit kabul edilen eyleminden dolayı hakkında TCK'nın 142/1-e, 143 ve 31/3 maddelerine göre hüküm kurulduğu takdirde, sonuç ceza bir yılın üstünde hapis cezası olarak belirleneceğinden ve aksi hal suça sürüklenen çocuğun; önceki yanılgılı uygulama nedeniyle ortaya çıkan hafif sonuç cezadan, ikinci kez mahkumiyetin sonuçlarını da kapsayacak şekilde yararlandırılmasını sağlayacak, suça sürüklenen çocuğa daha önce bir kez tanınmış olan atıfet genişletilmek suretiyle hakkaniyete aykırı sonuçların doğmasına, adalet ve eşitlik ilkelerinin zedelenmesine yol açılmış olacağından, hükmolunması gereken sonuç ceza miktarı itibariyle, suça sürüklenen çocuk hakkında TCK'nın 50/1. maddesinde yer alan seçenek yaptırımların uygulanma ihtimalinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre o yer Cumhuriyet Savcısı ile suça sürüklenen çocuk ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve kanuna uygun bulunan hükmün tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA,
III-Sanık ...'nın hakkındaki mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz isteminin incelenmesine gelince;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 18.12.2012 tarih ve 2012/1411-1852 E.-K. sayılı içtihadına göre; müşteki ...'ın, evinin önüne kendi direksiyon kilidi ile kilitleyerek park ettiği eşi üzerine kayıtlı motosikletin çalınması şeklinde gerçekleşen eylemin 5237 sayılı TCK'nın 142/1-e maddesinde yazılı suçu oluşturduğu gözetilmeden, aynı yasanın 141. maddesi ile hüküm kurulması; yine dosya kapsamına göre hırsızlık eyleminin geceden sayılan saat 20:30-20:36 sıralarında gerçekleştirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında atılı suç nedeniyle hükmolunan cezadan aynı yasanın 143. maddesi uyarınca artırım yapılması gerektiğinin düşünülmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu,
2-Sanığın adli sicil kaydında yer alan ilamlarının incelenmesinde, bu ilamlara konu suç tarihlerinde 18 yaşından küçük olduğunun anlaşılması karşısında; TCK'nın 58/5. maddesi uyarınca sanık hakkında TCK'nın 58. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'nın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasının TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümünde yer alan “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan” ibarelerinin bulunduğu kısmın çıkarılmasına; yine sanık hakkında “TCK'nın 58. maddesinin uygulanmasına” ilişkin bölümün de çıkarılması suretiyle, suretiyle, eleştiri dışında diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 18.04.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy