MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığı ile 1412 sayılı CMUK’un 326/son, yine 5271 sayılı CMK'nın 307/son maddelerinde yer alan “hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 inci maddede gösterilen kimseler tarafından temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz” şeklindeki düzenlemeye göre, her ne kadar sanık aleyhine değiştirme yasağı sonuç ceza miktarı yönünden olsa da, bu kuralın uygulama yönünden bazı istisnalarının bulunduğu, örnek vermek gerekirse bozma öncesi yapılan yargılama sonucunda sanık hakkında verilen 2 yıl hapis cezasının ertelenmesine karar verilmiş ise, lehe bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda sonuç cezanın örneğin 1 yıl 6 ay hapis cezası olarak hükmedilmesi halinde sanık lehine artık aleyhe değiştirme yasağı uyarınca erteleme hükümlerinin uygulanması gerektiği, bu itibarla; bozmanın sonuç ceza dışında kalan kısımlar yönünden de sanık aleyhine etkisizleştirilmemesi veya etkisinin azaltılmaması adına aleyhe değiştirme yasağının söz konusu olacağı, bu açıklamalar ışığında somut olaya baktığımızda; Mahkemenin bozmadan önceki 23.09.2013 tarihli kararının sadece sanıklar müdafiileri tarafından temyiz edilmiş olması nedeniyle aleyhe temyiz bulunmadığı ve sanıklar hakkında daha önce hırsızlık suçundan verilen cezada 5237 sayılı TCK’nın 143. maddesi gereğince “1/6” oranında artırım yapıldığı halde, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda, sanıkların kazanılmış hakları gözetilmeden önceki artırım oranının üzerinde bir oran olan “1/4” oranında artırım yapılarak, sanıklar hakkında fazla ceza tayini,
2-Sanıklar hakkında TCK’nın 168. maddesinin uygulanması sırasında 1. fıkranın hükümde yazılmaması,
3-Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ... ve müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, 03.10.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.