MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık, konut dokunulmazlığının ihlali, suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Hükümlüler ... ve ... hakkında karar tarihinden sonra mahkemece verilen ek kararlar ile hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Aşamalarda suçlamayı inkar eden hükümlüler ... ve ...'un atılı suçları işlediklerine ilişkin olarak; temyize gelen sanık ...'ın kovuşturma aşamasında değiştirdiği soruşturma aşamasında alınan atfı cürüm niteliğindeki beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı halde, beraatleri yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmiş ise de; bu yönde kanun yararına bozma yoluna gidilebileceği mümkün görülmüştür.
Hükümlüler tarafından verilen eski hale getirme, temyiz ve infazın durdurulmasına ilişkin dilekçelerde; karar kendilerine tebliğ edilmediğinden temyiz haklarını kullanamadıklarının belirtildiği, temyiz dilekçesi ve eski hale getirme talepli istemlerin birlikte verilmesi halinde, karar verme yetkisinin Yargıtay'ın ilgili dairesi olduğu, bu nedenle mahkemenin verdiği ek kararların yok hükmünde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yokluklarında verilen 22.03.2013 tarihli hükmün, 21.06.2013 tarihinde hükümlü ...'a bizzat ve diğer hükümlü ...'a da Tebligat Kanunu'nun 16. maddesi uyarınca 08.05.2013 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edildiği, hükümlülerin ise kararı yasal süresi içerisinde temyiz etmediklerinin anlaşılması karşısında; eski hale getirme istemi yerinde görülmediğinden ve 21.06.2013 ile 08.05.2013 tarihlerinde tebliğ edilen hükmü, 1412 sayılı CMUK'un 310. maddesinde öngörülen bir haftalık yasal süreden sonra 20.03.2015 ile 31.12.2013 tarihlerinde temyiz eden hükümlüler ... ve ...'un temyiz istemlerinin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesi uyarınca tebliğnameye uygun olarak ayrı ayrı REDDİNE,
II-Sanık ... hakkında hırsızlık ve konut dokunulmazlığının ihlali suçlarından; sanık ... hakkında ise suç eşyasının satın alınması veya kabul edilmesi suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesine gelince;
./.
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçların sanıklar tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
1-Anayasa Mahkemesi'nin 08.10.2015 günlü, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan kısmi iptal kararı uyarınca, 5237 sayılı TCK 53. madde 1. fıkra b bendinde düzenlenen “seçme ve seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına” hükmünün iptal edilmesi nedeniyle uygulanamayacağının gözetilmesi zorunluluğu ve kasten işlemiş olduğu suç dolayısıyla hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-Sanık ... hakkında kurulan hükme yönelik; 28.06.2014 tarihinde 29044 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanunun 81. maddesi ile değişik 5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanunun 106/3. maddesi ile “hükümlü adli para cezasını ödemezse, Cumhuriyet savcısının kararı ile kamuya yararlı bir işte çalıştırılmasına karar verileceği, buna uymaması halinde kalan kısmın tamamının açık ceza infaz kurumunda yerine getirileceği” düzenlemesi getirildiği halde, anılan düzenleme dikkate alınmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ... ile ...'ın temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenlerle tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, bozma nedenleri yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümlerin” çıkartılarak, yerine “Kasten işlemiş olduğu suç için hapis cezasıyla mahkumiyetin yasal sonucu olarak sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 53/1. maddesinin (a), (c), (d) ve (e) bentlerinde yazılı haklardan aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca cezanın infazı tamamlanıncaya kadar, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından ise anılan maddenin 3. fıkrası uyarınca mahkum olduğu hapis cezasından koşullu salıverilinceye kadar yoksun bırakılmasına” cümlesinin yazılmasına; sanık ... hakkında kurulan hüküm fıkrasından “ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrilebileceğinin ihtarına” ilişkin ibarelerin bulunduğu kısmın çıkarılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 12.09.2017 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy