Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçirilmiş eşya üzerinde tasrruf etmek suçundan sanık ...’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 160/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/5. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2015 tarihli ve 2014/715 esas, 2015/35 sayılı kararının kesinleşmesini müteakip, sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle 5271 sayılı Kanun’un 231/11. maddesi uyarınca hakkında verilen hükmün açıklanmasına, 5237 sayılı Kanun’un 160/1, 62 ve 52/2. maddeleri uyarınca 500,00 Türk Lirası adlî para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/07/2016 tarihli ve 2016/419 esas, 2016/731 sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 15.12.2016 gün ve 94660652-105-17-11403-2016-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 22.12.2016 gün ve 2016/400034 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Dosya kapsamına göre,
1- Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/07/2016 tarihli kararı ile her ne kadar sanığın deneme süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlediğinden bahisle Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2015 tarihli ve 2014/715 esas, 2015/35 karar sayılı hükmünün açıklanmasına karar verilmiş ise de, söz konusu Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 16/01/2015 tarihli kararının 10/03/2015 tarihinde kesinleştiği, ihbarda bulunan Yenice (Karabük) Asliye Ceza Mahkemesinin 18/05/2016 tarihli ve 2016/4 esas, 2016/177 sayılı kararına konu ikinci suçun 16/06/2014 tarihinde işlendiği gözönüne alındığında, 5 yıllık denetim süresi başlamadan önce ikinci suçun işlendiği ve hükmün açıklanma şartlarının oluşmadığının gözetilmemesinde,
2- Çanakkale 5. Asliye Mahkemesince duruşma açılmak suretiyle sanık hakkında hüküm kurulmuş ise de, benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 19/09/2008 tarihli ve 2008/12198 esas, 2008/9890 sayılı ilamında da belirtildiği üzere, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 231/11. fıkrasında yer alan “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması halinde, mahkeme hükmü açıklar. Ancak mahkeme, kendisine yüklenen yükümlülükleri yerine getiremeyen sanığın durumunu değerlendirerek; cezanın yarısına kadar belirleyeceği bir kısmının infaz edilmemesine ya da koşullarının varlığı halinde hükümdeki hapis cezasının ertelenmesine veya seçenek yaptırımlara çevrilmesine karar vererek yeni bir mahkûmiyet hükmü kurabilir.” şeklindeki düzenleme nazara alındığında, mahkemece duruşma açılmasını müteakip, sanığın celp edilmesi, varsa diyecekleri sorulup, anılan fıkra uyarınca değerlendirme yapıldıktan sonra hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, sanığın savunması alınmadan karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Sanığın yokluğunda verilen kararın başka suçtan hükümlü olarak bulunduğu cezaevinde 5271 sayılı CMK'nın 35/3 maddesine aykırı şekilde kendisine tebliğ edildiğinin anlaşılması karşısında; Çanakkale 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 26/07/2016 tarihli ve 2016/419 esas, 2016/731 karar sayılı kararının usulen kesinleşmediği belirlenmekle, kesinleşmemiş kararlara karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulamayacağından, gerekçeli karar sanığa usulüne uygun tebliğ edildikten ve karar kesinleştikten sonra yeniden kanun yararına bozma isteminde bulunulması mümkün olup, henüz kesinleşmemiş olan karara yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 23/02/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy