Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2013 tarihli ve 2013/465 esas, 2013/1088 sayılı kararının Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 01/03/2016 tarihli ve 2015/86 esas, 2016/3384 karar sayılı ilâmı ile düzeltilerek onanıp kesinleşmesini müteakip, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçların uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hükümlünün hukuki durumunun yeniden değerlendirilerek, infazın durdurulup durdurulmayacağına dair bir karar verilmesi talebi üzerine hükümlünün infazın durdurulması talebinin kabulüne ilişkin anılan Mahkemenin 12/12/2016 tarihli ve 2013/465 esas, 2013/1088 sayılı ek kararına karşı yapılan itirazın kabulüne dair Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2016 tarihli ve 2016/870 değişik iş sayılı kararına karşı, Adalet Bakanlığı'nın 03.07.2017 gün ve 94660652-105-80-175-2017-Kyb sayılı yazısı ile kanun yararına bozma ihbarında bulunulduğundan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 12.07.2017 gün ve 2017/42569 sayılı ihbarnamesiyle Dairemize gönderildiği,
MEZKUR İHBARNAMEDE;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. Maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle, hükmün infazının durdurularak 5271 sayılı Kanunu’nun 253. maddesindeki esas ve usullere göre uzlaştırma işlemlerinin yerine getirilmesi için dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, itirazın kabulü yerine yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden anılan kararın bozulması gerektiğinin ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de,
fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanun0ların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda, Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2013 tarih, 2013/465 esas ve 2013/1088 karar sayılı kararı ile sanık ...'nın hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 141/1, 168/1. maddeleri uyarınca 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği ve hükümden sonra 02/12/2016 tarihinde 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendine eklenen alt bendler arasında yer alan ve 5237 sayılı TCK'nın 141. maddesinde tanımı yapılan hırsızlık suçunun da uzlaşma kapsamına alındığı anlaşılmakta ise de; Osmaniye 1. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 13.12.2013 tarih, 2013/465 esas ve 2013/1088 karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 01.03.2016 tarih, 2015/86 esas ve 2016/3384 sayılı düzelterek onama kararında da belirtildiği üzere, Cd izleme ve tespit tutanağı, müşteki ve sanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde eylemin gece gerçekleştiğinin anlaşılması karşısında, eylemin nitelikli hırsızlık suçuna dönüşeceği ve eylemi uzlaşma kapsamı dışına çıkaracağı gözetilip yüklenen suçu gece vakti işlediği anlaşılan sanık hakkında uzlaşma hükümleri uygulanamayacağı belirlenmekle Osmaniye 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2016 tarihli ve 2016/870 değişik iş sayılı kararına yönelik kanun yararına bozma isteminin REDDİNE, 14/09/2017 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.