MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ: Hırsızlık
HÜKÜM: Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 18.03.2008 gün ve 2007/9-7-2008/56 sayılı kararında açıklandığı üzere sanığın kendisine yasa gereği zorunlu müdafii atandığından haberdar edilmediği durumlarda, zorunlu müdafiiye yapılan tefhim veya tebliğin kendisine bağlanan hukuki sonuçları doğurmayacağı , sanığın Baro Tarafından atanan müdafi olan Av. ... eşliğinde değil, müdafisi olduğunu bildiren Av. ... eşliğinde savunma yaptığı, sanığın baro tarafından görevlendirilen müdafiden haberdar olmadığı ancak kararın Baro Tarafından atanan müdafi olan Av. ...'e tebliğ edildiği anlaşıldığından sanığın temyiz talebi süresinde kabul edilmesi gerektiğinden 14/06/2016 tarihli temyiz talebinin reddine ilişkin kararın yok hükmünde olduğu belirlenerek yapılan incelemede ;
Sanığa yüklenen "Hırsızlık" eylemlerinin, suç tarihine göre zamanaşımına ilişkin hükümler bakımından sanık lehine sonuç doğuran 765 sayılı yasa kapsamında kaldığı, aynı yasanın 102/3, maddesi gereğince 10 yıl olduğu, hüküm tarihi ile inceleme tarihleri arasında, dava zamanaşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmakla, vaki zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiği,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 25/04/2018 tarihinde oy birliği ile karar verildi.