MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Hırsızlık
HÜKÜMLER : Mahkumiyet
Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü:
I-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesinde;
5237 sayılı TCK'nın 7/2, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddeleri ışığında; sanığın eylemine uyan ve zamanaşımı bakımından lehine olan 765 sayılı TCK'nın 493/1. maddesine uyan hırsızlık suçunun gerektirdiği cezanın türü ve üst sınırına göre; aynı Kanunun 102/3 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 15 yıllık genel dava zamanaşımı süresine tabi olduğu ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilk kararın kesinleştiği 13.07.2012 tarihi ile hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 31.07.2012 tarihleri arasında dava zamanaşımının durduğu da nazara alınarak suç tarihi olan 12.10.2003 tarihinden incelemenin yapıldığı tarihe kadar bu sürenin geçmiş bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK'nun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki açılan kamu davasının 5271 sayılı CMK'nın 223/8. maddesi uyarınca zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE,
II-Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükmün temyiz incelenmesine gelince;
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararın kesinleştiği 13.07.2012 tarihi ile hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 24.10.2013 tarihi arasında dava zamanaşımının durduğu nazara alınarak, zamanaşımı süresinin dolmadığı anlaşılmakla yapılan incelemede;
Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve hakimin takdirine göre; suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmış, diğer temyiz itirazları da yerinde görülmemiştir.
Ancak;
5237 sayılı TCK ile 765 sayılı TCK hükümlerinin ayrı ayrı ve bir bütün halinde olaya uygulanması sonucunda, 5252 sayılı Kanunun 9/3. maddesi uyarınca sanık yararına olan hükmün önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümlerinin somut olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması sonucunda, 765 sayılı TCK ile yapılan uygulamanın sanık yararına olduğu anlaşıldığı halde, karma uygulama yapılmak suretiyle sanık hakkında ayrıca uygulama olanağı bulunmayan 5237 sayılı TCK'nın 53/1-2-3. madde ve fıkraları uyarınca hak yoksunluğuna da hükmedilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ...'ın temyiz istemi bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle tebliğnameye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hüküm fıkrasından “5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün” çıkartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 26.02.2019 gününde oy birliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy