(2004 S. K. m. 72)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı sebeplerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, kuru mülkiyeti, davalılardan belediye'ye, intifa hakkı sair davalı Nadi'ye ilişkin dairelerin, tarafından intifa hakkı sahibinden kiralandığını, ne var ki davalı Nadi'nin noter aracılığı ile gönderdiği 20.4.1984 tarihli ihtarname ile kira sözleşmesinin 2912 sayılı Yasaya göre 30 tarih bitiminde sona ereceğini, aylık kira parası 125.000 liraya, çıkarılmadığı takdirde icra kanalı ile kiralananlardan tahliye edileceğini bildirdiğini, daha sonra sair davalının da bir yazı ile aynı istekleri tekrarladığını belirtip, davalıların 2912 sayılı Yasaya göre yeni kira bedeli tespit etmeye, uyulmaması halinde icraya başvurmaya hakları bulunmadığının, icrai takibe esas borçları olmadığının tespitine, karar verilmesini istemiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, davanın konusunun hukuki ve maddi olayın tespitinden ibaret olduğu, henüz davacı aleyhine icra takibine başlanmadığı, eda davası açılabilecek hallerde menfi tespit davası açılamayacağı, davacının dava açmakta yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalıların 2912 sayılı Kanuna göre yeni kira bedeli tespit etmeye yetkileri bulunmadığının, başka söyleyişle davalıların anılan yasadan kaynaklanan bir hakka sahip olmadıklarının mahkemece tesbiti isteğine ilişkindir.
Davadan önce gerek davalı kiralayan Nadi noter aracılığı ile gönderdiği 20.4.1984 tarihli ihtarnamesinde gerekse davalı belediye 4.4.1984 tarihli yazısında davacı ile Nadi arasında mevcut kira sözleşmesinin 2912 sayılı Yasa uyarınca sona ereceğini, 30 tarih içerisinde yeni kira sözleşmesi yapılmazsa icra ile tahliye edileceğini davacıya bildirmişlerdir. Davalılar bu davada 2912 sayılı Kanunun davacının taraf olduğu kira sözleşmesine uygulanması gerektiği görüşünü tekrarlamışlardır.
Gerçekten mahkemece de üzerinde durulduğu gibi, hukuki münasebetin veya hakkın mevcut olmadığının hemen tesbitinde davacının hukuki yararı bulunması tespit davasının görülmesi için şarttır. Olayda davalılar daha önce davacıya gönderdikleri ihtarname ve yazı ile söz konusu kanuna dayanan haklarının varlığını iddia etmiş ve yeni kira sözleşmesi akdedilmediği takdirde bu kanunda ön görülen icra yoluna başvuracaklarını bildirmiş olduklarına göre, davacının böyle bir menfi tespit davasını açmakta hukuki yararının bulunduğu kabul edilmek gerekir. Davacının bu aşamada hakkını koruma için bir eda davası açması da mümkün değildir. O durumda olayda hukuki yarar yönünden dava şartı gerçekleşmiştir. Mahkemenin davanın esasını inceleyerek bir karar vermesi gerekirken, hukuki yarar olmadığı gerekçesi ile davayı reddi kanuna aykırı görüşmüştür ve bozma nedenidir.
Sonuç: Kararın yukarda açıklanan sebeple davacı yararına BOZULMASINA, 6.500 TL. duruşma avukatlık parasının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, istem olursa peşin harcın iadesine, 18.03.1985 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy