(818 S. K. m. 13, 404)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ile vekili avukat İhsan Yücesan gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının Eminönü, Daya Hatun Mahallesi Mahmutpaşa Cad. Kürçkü Handa bulunan 87 pafta, 258 ada, 56 parsel sayılı taşınmazın 6 nolu bağımsız bölümünün satılmasına aracı olmasını istediğini bunun üzerine gazeteye ilanlar verdiğini dükkana ilan astığını ve müşteri bulduğu halde davalının satışa yanaşmadığını daha sonra başka bir kişiye taşınmazı sattığını öğrendiğini, sözleşmenin 5. maddesince müşteri temin edildiği halde, satıcı taşınmazı satmadığı takdirde anlaşmada gösterilen bedel üzerinden %6 oranında ücret ödeneceğinin kararlaştırıldığını öne sürerek 10.800.000 TL. Tellallık ücreti ile ayrıca 20.6.1992 günlü sözleşme ile davalının ödünç aldığı 30.000.000 TL.nın tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, taraflar arasında düzenlenen Tellallık sözleşmesi hükümlerince davacının edimini ifa amacıyla gerekli gazete ve diğer ilanları yaptırdığı girişimleri sonucu müşteri bulunduğu o nedenle tellallık ücreti 10.800.000 TL.na hak kazandığı kabul edilmiş davalının karzen aldığı 30.000.000 TL. ile birlikte toplam 40.800.000 TL.nın tahsiline karar verilmiştir.
Hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
TTK.nun tatbikine ilişkin 6763 sayılı yasanın 41. maddesi ile değiştirilen BK.nun 404/son fıkra hükmü uyarınca gayrı menkul tellallığı akdi yazılı şekilde yapılmadıkça muteber olmaz. Anılan yasa maddesi hükmü buyurucu niteliktedir. Tellallık sözleşmesi için öngörülen yazılı biçim ispat değil geçerlik koşuludur. O nedenle taraflar ileri sürmeseler dahi mahkemece doğrudan gözetilir. Yazılı olarak yapılması yasaca öngörülen ve özellikle Tellallık Sözleşmesinde olduğu gibi tarafları karşılıklı yüküm altına sokan bir sözleşmenin hukuken geçerlik kazanabilmesi ancak borç yüklenenlerin imzalarının bulunmasıyla mümkündür. ( BK. Md. 13 )Sadece bir tarafça imzalanmış bulunan bir belge hukuken tek taraflı bir irade açıklanması niteliğini taşır ve hakkın esasına yönelik bulunan biçim eksikliği nedeniyle tarafları bağlayıcı kabul edilemez. Bu nitelikteki bir belgeye dayanan tarafın iyi niyetli olması dahi az yukarıda açıklanan yazılı biçime ilişkin hukuki esasları etkilemez. O nedenle tellallık akdinde her iki tarafın imzalarının bulunması şarttır. Olayda dayanılan belgenin sadece davalının imzasını taşıdığı açıktır. Bu durumda geçerli bir tellallık sözleşmesinin varlığından sözedilemez. Yargıtayın sapma göstermeyen kökleşmiş içtihatları bu doğrultudadır. ( Y.H.G.K. 10.7.1971 gün E, 1968/T - 805, Y.H.G.K. 11.10.1974 gün K, 1971/4 - 467, Y. 13.H.D. 1.10.1991 T. A, 5835, K.8712 )Mahkemece açıklanan yasal kurallar gözden kaçırılarak Tellallık ücretine dayanan istemin reddi yerine kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Birinci bent gereğince diğer temyiz itirazlarının reddine, ikinci bendde açıklanan nedenlerle yerel mahkeme kararının davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 250.000 lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 5.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy