(233 S. KHK. m. 4/2) (818 S. K. m. 179, 180) (1086 S. K. m. 186)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine; dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, miras bırakanları Dursun'un davalı Türkiye Elektrik Kurumuna bağlı, TEK Ordu-Aybastı Kabataş İşletmesi işyerinde hizmet akti ile çalışmakta iken, 1.8.1992 gününde elektriğe çarpılması sonucu öldüğünü öne sürerek, her biri için 100.000 lira maddi, 25.000.000 TL. da manevi tazminata hükmedilmesini istemişlerdir.
Davalı İdare vekili, davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece; hizmet sırasında ölen Dursun'un TEK Ordu Dağıtım Müessesesi'nin elamanı olduğu, adı geçen müessesenin tüzel kişiliğe haiz ayrı bir kuruluş olduğu, o nedenle husumetin TEK Genel Müdürlüğü'ne yöneltilemeyeceği kabul edilmiş, husumet nedeni ile davanın reddine karar verilmiştir. Karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Elektrik Kurumu'nun hukuki varlığına 26.4.1994 tarihi itibariyle son verilmiş ve yerine "Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi" (TEDAŞ) ile "Türkiye Elektrik Üretim İletim Anonim Şirketi" (TEAŞ) adıyla iki ayrı iktisadi devlet teşekkülü kurulmuştur (Bkz. 12.8.1993 tarih ve gayrimenkulleri, araç, gereç malzemeleri ile birlikte karar yayımı tarihi itibarile çıkarılacak devir bilançosu üzerinden Türkiye Elektrik Dağıtım Anonim Şirketi'ne (TEDAŞ) devredilmiştir (Bkz. adı geçen 93/4789 sayılı Bakanlar Kararına ek karar md. 3 ek 9; 15.9.1993 tarih ve 2169 sayılı Resmî Gazete). Yine Türkiye Elektrik Kurumu'nun Dağıtım müesseselerinde görevli personel, hiç bir işleme gerek kalmaksızın her türlü özlük haklarıyla (TEDAŞ)'a devredilmiştir (Bkz. anılan Bakanlar Kurulu Kararına ek karar md. 4-9).
Öte yandan; Türkiye Elektrik Kurumu'nun taraf olduğu dava ve icra takipleri ana statülerinin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren ilgilerine göre yeni kurulan teşekküller tarafından yürütülecektir. (93/4789 sayılı Bakanlar Kurulu kararına ek karar, geçici madde 2).
9 Kasım 1984 tarih, 18570 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye Elektrik Kurumu Ana Statüsü yürürlükten kaldırılmıştır.
(Ana Statü Md. 24) Bu ana statü yönetim kurulunun teşekkülü ile yürürlüğe girmiştir (Ana statü md. 27).
Ana Statünün 27. maddesinde öngörülen "Yönetim Kurulu" 26.4.1994 tarihinde Resmî Gazete'de yayınlanan kararla teşekkül etmiş ve böylece Türkiye Elektrik Kurumu'nun hukuki varlığı sona ermiş, az yukarda sözü edilen iki iktisadi Teşekkülü (TEDAŞ) ve (TEAŞ) hukuki varlık ve Tüzel Kişilik kazanmışlardır. Statü md. 27 ve 26.4.1994 tarih, 21916 sayılı Resmî Gazete ek 12). Şimdi, yasal düzenlemelerin anlatımından sonra davada pasif husumet ehliyetine ilişkin sorunun çözümlenmesinde dayanılması gereken yasal dayanakların ve devir hukuku yönünden açıklamalar yapılmasına sıra gelmiştir. Hemen belitelim ki, İktisadi Devlet Teşekkülleri 233 sayılı KHK.'de saklı tutulan hususlar dışında "Özel Hukuk Hükümlerine" tabidirler (Bkz. 233 sayılı KHK.md. 4/2). Ne varki 233 sayılı KHK. Teşebbüs, müessese ve diğer birimlerin tasfiye ve devrini düzenlemiş, fakat sorumluluk yönünden Özel bir hüküm getirmemiştir (md. 38/1). Hemen belirtelim ki, 233 sayılı KHK 4/2 hükmünde düzenlenen "özel hukuk kurallarının uygulanması kuralı yanında İktisadi Devlet Teşekküllerinin taraf olduğu devir, dönüşüm ve benzeri intikâl hallerinde BK. 179-180 hükmünün uygulanması yargı inançları ve öğretide benimsenmiştir (Bkz. Karayalçın, Sistemler ve Hukuk Açısından Büyük İşletme, Ankara 1985, s9. 68, Ticaret Hukuku 1. Giriş-Ticari İşletme, Ankara 1968 sh. 57 vd.; Sabih Arkan, Ticari İşletme Hukuku, Ankara 1993 sh. 114 vd.). Şu durum karşısındaki İktisadi Devlet Teşekküllerinin taraf uyarınca " Devre konu pasifler yönünden" sorumluluğun doğacağından kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Diğer bir anlatımla devir ve tüzel kişiliğin teşekkül etmesi ile devralan taraf kanun uyarınca pasiften sorumlu olacaktır. BK. m. 179-180 hükümleri buyurucu nitelikte oldukları için sorumluluk kaydı, sözleşme, devir statüsü veya idari bir tasarrufla hiç bir şekilde etkisiz ve uygulama dışı bırakılamaz. Bunun tamamen etkisiz bırakılması veya sınırlandırılması ancak bir yasayla mümkün olabilir. Gerçekten 179. madde içinde müteselsil bir borç vardır. Devir alan şirket devir eden şirketin borçlarından ötürü müteselsil olarak sorumludur. Borçlar Kanununun müteselsil borçlara ilişkin 141. maddesine göre teşekkülün kanun hükmünden olduğu hallerde kamu düzeni söz konusu olacağından, tarafların iradeleriyle teselsülün ortadan kaldırılması hükümsüzdür (Dr. H. Oser/ W. Schönenberger, Borçlar Hukuku, Ankara 1950, sh. 905-906). O nedenle bu müteselsil borç anılan 179. maddesinden eş söyleyişle kanun hükmünden doğduğu çok açıktır. Öyleyse az yukarda açıklandığı üzere teselsülden kaynaklanan sorumluluğun dışlanması geçersizdir ve hukuki sonuç doğurmaz. Yeri gelmişken hemen vurgulayalım ki, buradaki sorumluluğun zamanı "Devir anıdır". Devrin fiilen gerçekleştiği tarihte doğmuş ve nedeni vücut bulmuş borçlar sorumluluğun kapsamında kalır. İşletmenin devirden önceki borcunun nakli kural olarak alacaklıya karşı hüküm ifade etmesi Borçlar Kanununun 173 ve 174. maddeleri gereğince alacaklının onayına bağlı ise de 179. madde bu kurala bir istisna getirmiş, alacaklının rızasına gerek görülmeksizin borç devir alana intikal ettiği kabul edilmiştir. Açıklanan yasal kurallar olayımızdaki miras bırakanları Dursun'un, TEK Ordu/Aybastı- Kabataş İşletmesi işyerinde hizmet aktiyle çalışırken 1.8.1992 tarihinde uğradığı işkazası sonucu öldüğü, TEK. nun aktif ve pasiflerinin 26.4.1994 tarihi itibariyle TEDAŞ Şirketi devir eden davalı şirketin aktif ve pasif tüm borçlarından sorumludur. O halde davacıların hakları az yukarda açıklanan devir konusunun pasif alanında kaldığının kabulü zorunludur. Davanın devamı sırasında TEDAŞ'a devir işlemleri meydana gelmiştir. O nedenle davacı HUMK.nun 186. maddesince TEDAŞ'ı hasım göstererek davasını yürütmek hakkına sahiptir. Müdedeabihi, devir alan TEDAŞ'a karşı yeni bir dava açmasına da gerek yoktur. Davasının TEDAŞ'a teşmil edebilir. Bu durum mahkemece doğrudan gözetilir. Şu durum karşısında mahkemece, husmetin TEDAŞ'a teşmili yönünden davacılara önel verilmeli, teşmil işlemleri tamamlandığında delil ve karşı deliller toplanıp hâsıl olacak uygun sonuç çerçevesinde işin esası hakkında bir karar verilmelidir. Açıklanan yasal düzenlemeler kanun kuvvetindeki kararname hükümleri gözden kaçırılarak husumet yönünden davanın reddedilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan mahkeme kararının davacılar yararına (BOZULMASINA), peşin harcın istek halinde iadesine, 08.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy