(818 S. K. m.249, 250, 106, 108)
Dava: Taraflar arasındaki tecavüzün önlenmesi davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmiş ise de, dava tecavüzün men'i davası olarak açılmış, değer gösterilip buna göre harç ikmali de yapılmadığından duruşma isteğinin reddiyle incelemenin evraklar üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra; dosya incelendi, gereği konuşuldu:
Karar: Davacı; binanın 1-2-3-4. katlarını pansiyon işletmek üzere davalıdan kiraladığını, davalının yazıhane olarak kullandığı yeri müzikli birahane ve restaurant'a ilave ettiğini, pansiyonun ön tarafınınsa, tabure, hoparlör ve tentelerle kapattığını, su deposu ve hidroforun kullanımını kendi işyerine hasrettiğini öne sürerek, haksız işgal ve elatmasının önlenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı; davacının aynı konuda açmış olduğu dava sonucunda istemi karşılanarak kira parasının tenziline karar verildiğini, o nedenle artık davacının eski hale getirme talebinde bulunamayacağını savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davalının ortak yerlere vaki elatmasının önlenmesine karar verilmiştir.
Hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenen kira sözleşmesi ile davalının binanın 1-2-3-4. katlarının pansiyon olarak davacıya kiraladığı uyuşmazlık konusu değildir. Bir davada ileri sürülen maddi olguları nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak hâkimin doğrudan görevidir. (HUMK.md.76) Dava hukuksal nitelikçe, BK.nun 250. maddesine dayalı sonradan, akde aykırı haller nedeniyle, ortaya çıkan ayıpların önlenmesi istemine ilişkindir.
Hemen belirtelim, ki kiralananın sözleşme amacına uygun biçimde kullanmaya elverişli duruma getirilmemesi de maddi bir ayıp olarak kabul edilmesi gerekir. Yine, kira devamlı bir akit olduğundan; kiralayan akdin devamı süresince kiracının bir kusuru olmaksızın ortaya çıkan ayıplardan sorumludur. Kiracının bir kusuru olmaksızın, kiralanan, akidde güdülen amaca göre kullanma mümkün olmayacak duruma düştüğü veya yararlanma önemli ölçüde azalacak bir hale geldiği durumda kiracı, ayıbın giderilmesi için kiralayana uygun bir önel verir ve bu süre içinde giderilmediği takdirde kiracının iki seçimlik hakkı ve başvurabileceği yollar ortaya çıkar. Bu seçimlik haklardan biri, ücretten uygun bir miktarın indirilmesi; ikincisi ise, akitten rücu hakkıdır (BK.md.249,250 ve 106, 108).
Davacı, İstanbul Onuncu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1992/619 esasına kayden davalı aleyhine ikâme ettiği davada; davalı kiralayanın, kiralananın, otel ve pansiyon ruhsatını alamadığını, kiralananın bir bölümünü teslim etmediğini, kira sözleşmesindeki edimlerini ifa etmediğini öne sürmüş ve müşterek kullanma yerlerinin eski hale getirilmesini ve kiralananın akitten güdülen amaca uygun duruma getirilmesi yanında ayrıca, aynı nedenlere dayanarak, aylık kiranın 500 Dolar'a indirilmesini istemiştir; daha sonra yargılama aşamasında 25.11.1992 tarihli dilekçe vererek eski hale getirme (ayıpların giderilmesi) talebini atiye bıraktığını, davasını kira parasının tenziline hasrettiğini bildirmiştir. Mahkemece, kira parasının 954,68 Dolar'a indirilmesine karar verilmiş, hüküm kesinleşmiştir. Bu durum karşısında az yukarıda sözü edilen davada akde aykırı durumlar nedeniyle ortaya çıkan ayıpların önlenmesi yönünden davacının seçimlik haklarından olan BK.nun 250. maddesi'nde ifade edilen ücretten mütenasip bir miktarın tenziline ilişkin seçimlik hakkını kullandığı ve bu hakkı korunarak davanın sonuçlandırıldığı çok açıktır. Böylece davacı kiracının kira süresi zarfında akitten güdülen amaca göre kullanmasının mümkün olmayacak duruma düşmesi veya yararlanmanın önemli ölçüde azalacak bir hale gelmesinden doğan giderinin karşılandığının kabulü zorunludur. O halde, kural olarak bu aşamadan sonra davacı kiracının bu davada olduğu şekilde ayıpların önlenmesi amacıyla talepte bulunması mümkün değildir.
Gerçekten de, seçimlik haklardan kira parasının tenzili hakkı kullanılarak hüküm kurulduğuna göre ayıpların önlenmesine ilişkin hak bu şekilde karşılanmış ve sübut etmiş sayılmalıdır.
Ne var ki, dosyadaki bilgi ve belgelerden, işbu davada dayanılan maddi olgular ile İstanbul Onuncu Asliye Hukuk Mahkemesi'nin; kira parasının tenziline ilişkin verdiği kararın dayandığı maddi olguların, diğer bir anlatımla her iki davada dayanılan ayıpların aynı olup olmadığı kesin bir şekilde anlaşılamamaktadır. Bu durumda, az yukarıda açıklanan yasa ve kuralların ışığında bir sonuca kavuşulabilmesi için bu yönde tarafların iddia ve savunmaları alınmalı, gerekirse yeniden bilirkişi incelemesi yapılmalı, sonuçta; kira parasının tenziline esas tutulan ayıplardan dolayı bu davada tekrar bir talep vaki olduğu belirlenirse istemin reddine ayrıca ayıpların varlığı saptanırsa bunlar açısından davanın kabulüne karar verilmelidir.
Mahkemece; yasaların yorum ve uygulanmasında, delillerin takdirinde hataya düşülerek eksik incelemeyle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan yerel mahkeme kararının davalı yararına (BOZULMASINA), istek halinde peşin harcın iadesine, 5.12.1994 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy