(1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Fuat Topçu gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının hissedarı bulunduğu 1 parsel numaralı taşınmazın kendisi tarafından satın alındığını, tapu devrinin gerçekleştirildiğini, düzenlenen 13.2.1993 günlü tutanakla da davalının taşınmaz üzerindeki binayı 30.7.1993 gününe kadar boşaltması halinde ayrıca 40.000.000 TL. ödeme yapılmasının kararlaştırıldığını, bu nedenle kendisine 30.7.1993 keşide tarihli ve 40.000.000. TL. bedelli çekin verildiğini davalının binayı taahhüt ettiği tarihte boşaltmadığını verilen çekin karşılıksız kaldığını ileri sürerek borçlu bulunmadığının tesbitine ve çekin iptaline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının dayandığı 13.2.1993 günlü tutanağın gerçekte hiç düzenlenmemiş olduğunu böyle bir tutanak imzalamadığını davacı tarafça aslının da sunulamadığını davaya konu çekin başka bir alacak karşılığında keşide edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 13.2.1993 günlü tutanaktaki imzanın davalıya ait olduğunun bilirkişi raporuyla saptandığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 13.2.1993 günlü belgenin aslını sunamamış fotokopisine dayanmıştır. Fotokopi HUMK.nun 287 ve sonraki maddelerinde düzenlenen senet niteliğinde sayılamaz. Bu nedenle fotokopi üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılıp davalının bundan sorumlu tutulmasına hukuken olanak yoktur. Ne var ki davacı, dava dilekçesinde sair tüm deliller demek suretiyle ayrıca and deliline de dayandığından Mahkemece davalıya bu konuda bir and yöneltmeye hakkı bulunduğu hatırlatılarak hasıl olacak uygun sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekir. Yazılı gerekçe ile isteğin kabul edilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın onama harcından çıkartılmasıyla arta kalan 1.080.000 liranın temyiz edenden alınmasına, 6.000.000. lira duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, 25.12.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy