(818 S. K. m. 161, 162)
Dava: Taraflar arasındaki karşılıklı istirdat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün karşı davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı ve karşı davacı vekili avukat G. Ocak ve davacı ve karşı davalı vekili avukat E. Emirin gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, harici sözleşme ile davalıdan daire satın aldığı halde tapuda satışın gerçekleşmediğini öne sürerek kapora olarak verdiği 30.000.000 liranın ödetilmesini istemiştir.
Davalı satışın alacağın temliki hükümlerince geçerli olduğunu savunmuş davanın reddini dilemiştir. Karşılık davasında sözleşmede kararlaştırılan 30.000.000 lira cezai şartın tahsilini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın kabulüne, karşılık davanın ise reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı ve karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalı K. İnşaat Limitet Şirketi dava dışı arsa sahibi R. Erbektaş ile kat karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlemiştir. Davalı bu sözleşme gereğince yaptığı inşaattan kendisine düşen Keçiören Köklü Sokak No: 20 adresinde imarın 4159 ada 20 parselde kayıtlı ön cephe 4. kat (Çatı Kat) dublex 10 nolu daireyi davacıya sattığı sözleşmeden dönen tarafın diğer tarafa 30.000.000 lira ceza koşulu ödeyeceğinin kararlaştırıldığı taraflar arasında uyuşmazlık konusu değildir. Kaldı ki mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır.
Yüklenici Borçlar yasasının 162 ve onu izleyen maddeleri gereğince, kat karşılığı inşaat sözleşmesinden doğan kişisel hakkını üçüncü kişilere temlik edebilir. Olayımızda da davalı yüklenici ile davacı arasındaki az yukarda açıklanan sözleşmenin bu hukuki nitelikte sözleşme olduğunda kuşku ve duraksamaya yer olmamalıdır. Yüklenicinin şahsi hakkını temellük eden kişi (davacı); gerek akidi olan yükleniciden (davalıdan) ve gerekse arsa sahibinden taşınmazın mülkiyetinin adına nakledilmesini isteme olanağına sahiptir.
Bu durumda yerinde uzman bilirkişi aracılığı ile keşif yapılarak davalı yüklenicinin arsa sahibine karşı edimini yerine getirip getirmediğinin saptanması, davalı edimini yerine getirmişse şahsi hakkın temliki ve davacının bu hakkı temellükü işlemlerinin diğer ifade ile taraflar arasında ceza koşulunu içeren sözleşmenin geçerli olacağının kabulü gerekir. Bu sonuca kavuşulduğunda dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının sırf sözleşmenin geçersiz olduğunu ileri sürerek sözleşmeden haksız ve tek taraflı döndüğü belirlendiği için BK.nun 161/son maddesi de tartışılarak ceza şarta hükmedilmelidir.
Mahkemece açıklanan yasal kurallar gözden kaçırılarak ve sözleşmenin yorum ve hukuki nitelendirilmesinde hataya düşülerek yazılı şekilde karşı davanın reddine karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan yerel mahkeme kararının açıklanan nedenler altında davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 750.000 lira duruşma avukatlık parasının davacı ve karşı davalıdan alınarak davalı karşı davacıya ödenmesine, 25.04.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy