(1086 S. K. m. 275)
Dava: S. Plevneli vekili avukat N. Uyan ile H. Şentürk vekili avukat R. Atay aralarındaki dava hakkında Bursa 1. Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 27.2.1995 tarih ve 1625-1798 sayılı hükmün Dairenin 27.2.1995 tarih ve 1625-1798 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: 1- Öncelikle belirtelim ki, uygulamada, çözümü özel bilgiye bağlı olan haller ile hukuki sorun kesin bir şekilde ayırt edilmemekte ve hukuki sorun hakkında da bilirkişiye başvurulmaktadır. Böylece, mahkemenin vereceği hüküm, adeta bilirkişiler tarafından hazırlanmış olmaktadır. Oysa usulün 275 inci maddesindeki "halli özel ve teknik bilgiyi gerektiren haller" deyimi çok geniş bir şekilde yorumlanmamalı, hakim her davada bilirkişiye başvurmak yolunu tercih etmemeye özen göstermelidir. Gerçekte de sözleşmeye ve kanuna aykırı hareketin takdir ve tespiti mahkemenin doğrudan görevidir. Bu konuda bilirkişi görüşüne başvurulması 275 inci maddeye aykırıdır.
Mahkemece bu yasa hükmüne aykırı davranılarak 6.3.1994 tarihli hukuki sorunların çözümünü de içeren bilirkişilerin görüşü aynen benimsenip HUMK. 388/5 maddesindeki kamu düzeni ile ilgili buyurucu koşullar da göz ardı edilmek suretiyle hüküm kurulması yanlıştır. Eleştirilmesi kaçınılmazdır.
2- Satış vaadi sözleşmesinde satış bedeli olan paraya karşılık davacıya 1992 yılının 7, 8 ve 9 aylarına ait bonolar verildiği açıktır. Bu konuda uyuşmazlık da bulunmaktadır. Satış bedeli olarak düzenlenen bu bonoları davalı kendisine ibrazı halinde ödemekle yükümlüdür. Davalının ödemeden imtina ettiği olgusu Türk Ticaret Kanunu hükümlerince noter protestosu ile tespit edilmesi gerekir. Olayda bonoların davalıya ibraz edildiği ödemeden kaçındığı kanıtlanamamıştır. O nedenle davalının Temerrüde düştüğü kabul edilemez. Açıklanan bu yasal kural karşısında davacının Bursa 2. Noterliğinin 2174 yevmiye numarası ile 16.9.1992 tarihli keşide ettiği ihtarname içerdiği de göz önünde tutulduğunda davalıyı temerrüde düşürür nitelikte kabul edilmesi mümkün değildir. Hal böyle olunca davalının temerrüdü oluşmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usule ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir. Açıklanan nedenler altında davalının karar düzeltme istemi kabul edilmeli yanılgı sonucu verilen Dairemizin onama kararı kaldırılmalı mahkeme kararı bozulmalıdır.
Sonuç: Davalının karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 27.2.1995 tarih 1995/1625-1798 numaralı onama kararının kaldırılmasına az yukarda belirtilen gerekçe altında yerel mahkeme kararının BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 03.07.1995 gününde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy