(743 S. K. m. 389, 405) (2004 S. K. m. 67) (4721 S. K. m. 445, 462)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalı vasi hakkında yaptığı icra takibine haksız olarak itiraz edildiğinden itirazın iptali ile inkar tazminatı istemiştir.
Davalı, davacının faiz istemleri hariç diğer taleplerinin yerinde olduğu %30 faiz üzerinden ödemeyi kabul ettiğini bildirmiştir.
Mahkemece icra takibinin husumet izni alınmadan yapıldığı bu nedenle bu şekilde yapılan takibin geçersiz olduğu gerekçesiyle itirazın iptali davası reddedilmiş ve karar davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuk davalarında olduğu gibi, icra takibinin taraflarının da taraf ehliyetine sahip olmaları gerekir. Tam ehliyetsizlerin takip ehliyeti yoktur. Türk Medeni Kanununun 389 ve devamı maddeleri hükümlerine göre mümeyyiz olmayan kimseler kanuni temsilcileri tarafından temsil edilirler. Ancak vasinin vesayeti altındaki kişi adına icra takibi yapabilmesi veya vesayeti altındaki kişiye karşı yapılmış olan icra takibinde onu temsil edebilmesi için, Medeni Kanununun 405. maddesinin 8. bendi gereğince vasiye Sulh Hukuk Mahkemesi tarafından husumet izni verilmiş olmalıdır. Vasi tarafından hemen yapılması lazım gelen tedbirler bundan müstesnadır. Bu duruma göre, vasi aleyhine yapılan icra takibi için Sulh Hakiminden izin alınmadan takip yapılamaz ise de itirazın hemen yapılması gerekeceği için itirazda bu izne gerek olmayacaktır. Yapılan ilamsız takip olup itirazla takip durmuş ve alacaklı İ.İ.K.nun 67. maddesine göre itirazın iptalini dava etmiştir. Bu dava sonunda verilecek karar takibin haklı veya haksız olduğunu gösterecektir. İtirazın iptali davasında husumete izin alındığına göre artık bu izin takibi de kapsar, takip için ayrıca husumete izin alınmasına gerek yoktur. İşin esası incelenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekir.
Mahkemece bu yön gözetilmeden takibin geçersiz kabulü ile davanın reddi usule ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, istek halinde peşin harcın iadesine, 14.02.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy