(818 S. K. m. 83, 105)
Dava: C. Demirel vekili avukat E. Koyuncu ile T. Demir aralarındaki dava hakkında Bozdoğan Asliye Hukuk Hakimliğinden verilen 4.11.1994 tarih ve 132-267 sayılı hükmün Dairenin 27.4.1995 tarih ve 3912-4817 sayılı ilamıyla onanmasına karar verilmişti. Süresi içinde davacı avukatı tarafından kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi gereği konuşuldu.
Karar: Davacı, davalıdan 17.8.1993 tanzim, 20.1.1994 ödeme günlü bonodan dolayı 9000 Hollanda florini alacaklı olduğunu bu alacağının vadesinde ödenmediğini takip tarihindeki kuru karşılığı 81.000.000 TL. alacak için davalı aleyhine icra takibine geçtiğini bu takibin devam ettiğini, ancak kur farkından kaynaklanan alacağının da oluştuğunu sonradan aynı yer icra müdürlüğünün 1994/782 esasında kayıtlı dosyası ile kur farkından kaynaklanan bu munzam alacağı içinde bir takip daha yaptığını davalının icra takibine itiraz ettiğini beyanla itirazının iptaline inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı ilk icra takibi ile davacının florin alacağını Türk Lirasına çevirdiğini bu durumda florin borcu kalmadığı için kendisinden kur farkı istenemeyeceğini ileri sürerek davanın reddine ve yararına %40 tazminata hükmedilmesini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine, %40 tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiş, dairemizce onanmış, bu defa davacı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1- Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında ve özellikle BK.nun 83. maddesi hükmüne göre yabancı para borçlarında borcun memleket veya yabancı para birimiyle mi ödenmesi gerektiği konusunda seçimlik hak, borçluya verilmiş iken, aynı yasa maddesine 3678 sayılı yasanın 29. maddesi ile eklenen ve 23.11.1990 tarihinden sonraki hukuki ilişkilere uygulanabilecek olan 3. fıkrası hükmü ile de yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı bu borcu vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası ile ödenmesini isteyebilir" şeklinde düzenleme yapılmak suretiyle yabancı paranın Türk parasına çevrilmek istenmesi durumunda hangi tarihteki kurun esas alınması gerektiğini belirleme hak ve yetkisinin de alacaklıya verilmiş bulunmasına davacının BK.nun 105. maddesi anlamında kur farkından oluşan ve temerrüt faizi ile karşılanamayacak miktardaki munzam zararını temerrüde düşen borçlusundan isteyebilmesi için diğer koşullar yanında bu zararın borçlu temerrüdünün sonucu oluştuğunu değişik bir anlatımla zarar ile borçlu temerrüdü arasında illiyet bağı bulunduğunu kanıtlaması gerekmesine davacı yasadaki değişiklikten sonra 27.8.1993 tarihindeki hukuki ilişkiden doğan 9000 Hollanda Florini alacağını ilk icra takibinde yasanın kendisine tanıdığı hak ve yetkiyi kullanarak bu miktar florin alacağının fiili ödeme günündeki karşılığının TL olarak davalıdan tahsilini istemesi gerekirken ilk icra takip tarihi olan 2.2.1994 tarihindeki kur karşılığını TL olarak takip talepnamesinde istemesine takip talepnamesine de fiili ödeme günündeki kura göre ayrıca kur farkından kaynaklanacak TL alacağını isteme yönünden bir kayıt da koymamış olmasına zararının böylece borçlu temerrüdünden değil, yasadan kaynaklanan hak ve yetkisini yukarıda açıklanan şekilde takip tarihindeki kur üzerinden kullanmış olmasından doğmuş bulunmasına kendi eyleminden doğan zararına da katlanmasının gerekmesine göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekir.
2- Dava İcra İflas Yasasının 67. maddesine göre açılmış itirazın iptali davasıdır. Anılan yasanın 2. fıkrasında icra takibinin haksız ve kötü niyetle yapılması halinde davalı borçlu lehine %40dan aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilebileceğine işaret edilmiştir. Davacı alacaklının bu davaya konu icra takibini kötü niyetle yaptığı davada sübuta ermemiştir. Kaldı ki takipte istenilen alacak, kur farkından kaynaklanan munzam zarara ilişkin bir alacak olup miktarı belli ve muayyen olmadığı gibi talep hakkının bulunup bulunmadığı da her somut olaya göre yargılama ile tesbit edilebilecek bir alacak niteliğindedir. Bu durumda yasal koşulları gerçekleşmediği halde salt davalının talebi esas alınarak lehine %40 tutarındaki tazminata karar verilmesi usul ve kanuna aykırı ve bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hüküm bu yönden düzeltilerek onanacak iken zuhulen onanmış olduğu bu defa yapılan inceleme ile anlaşıldığından davacının bu yöne ilişen karar düzeltme istemi kabul edilmeli dairemiz onama kararı kısmen kaldırılarak hüküm düzeltilerek onanmalıdır.
Sonuç: 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının diğer karar düzeltme istemlerinin reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacının karar düzeltme isteminin kabulüne dairemizin 27.4.1995 gün 3912-4817 sayılı onama kararının kısmen kaldırılmasına mahkeme kararının hüküm fıkrasının 2 nolu paragrafının hükümden tamamen çıkarılmasına ve mahkeme hükmünün bu düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, evvelce harç alındığından yeniden harç alınmasına mahal olmadığına, 07.09.1995 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy