(2004 S. K. m. 67) (1136 S. K. m. 164)
Dava: Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı; davalının vekili sıfatıyla takip eltiği Ankara Dördüncü İdare Mahkemesi`ndeki davanın müvekkili davalı lehine sonuçlandığını, buna rağmen davalının 2.3.1993 tarihinde düzenlenmiş oldukları avukatlık ücret sözleşmesindeki vekalet ücreti alacağını ödemediğini, tahsili için başlatmış olduğu icra takibine de itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptaline, % 40 inkar tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı; davacının manevi baskı ile boş bir vekalet ücreti sözleşmesi imzalattığını, anlaşmanın 300 Dolar üzerinden yapıldığını, sözleşmenin lehe sonuçlanma şartına bağlı olduğundan hukuken geçersiz olduğunu belirterek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, itirazın Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince avukatın alması gereken 450.000.- TL. üzerinden iptaline, fazla isteğin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında düzenlenmiş bulunan 2.3.1993 tarihli avukatlık ücret sözleşmesinde, 3000 Amerikan Doları tutarında bulunan ücretin; 1000 Doları`nın peşin ve geri kalan 2000 Dolar`ın da davanın lehe sonuçlanması halinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Sözleşmede peşin bir ödemenin varlığı ücretin münhasıran kazanma koşuluna bağlanmadığını açıkca göstermektedir. Avukatlık Kanunu`nun 164. maddesinin 2. fıkrası hükmü uyarınca, davada gösterilen başarıya göre değişen ücret sözleşmesi geçerli olarak kabul edilmiştir. Peşin ödeneceği kararlaştırılan 1000 Dolar`ın hemen ödenmemiş olması da sonuca etkili değildir. Bu durumda mahkemece, sözleşmenin geçerli olduğunun kabulü ile sonucuna göre hüküm kurulması gerekir. Yanlış değerlendirme sonucu yazılı şekilde isteğin reddedilmiş olması doğru değildir ve bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen mahkeme kararının, temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, 31.3.1997 gününde oybirliğiyle karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy