(818 S. K. m. 192)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı karşı davanın kısmen kabulü ile fazla istekle esas davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı ve karşı davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat C.K. gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalının kendilerine orman tahdit sınırı içinde kalan taşınmazın orman olduğunu bilerek sattığını belirterek ödemiş oldukları 6.700.000.000 TL. ile birlikte, 3.000.000.000 TL. faiz ve 5.000.000.000 TL. maddi zarar olmak üzere toplam 14.700.000.000 TL.nin faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı davacının uğradığı herhangi bir zarar olmadığı gerekçesiyle davanın reddini dilemiş, karşı dava ile de ödenmeyen bakiye satış bedeli olan 13.300.000.000 TL. ile bu miktarın faizi olan 274.246.540 TL. ve munzam zarar olarak da 2.500.000.000 TL. olmak üzere toplam 16.074.246.540 TL.nin reeskont faiziyle birlikte ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece davacının satış sözleşmesinin feshi ile tapu kayıtlarının iptali ve verilen bedelin iadesi yolunda açık bir davası olmadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karşı davanın ise kısmen kabulüne, 13.300.000.000 TLnin dava tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davacı-karşı davalı A. Yapı Kooperatifinden alınarak, davalı karşı davacı D.K. Kooperatifine verilmesine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davalının davacıya sattığı taşınmazın devlet ormanı sınırları içinde kaldığı dosya arasında mevcut bulunan Orman Bakanlığının 18.7.1997 tarihli yazısından anlaşılmaktadır. Davacı bu nedene dayanarak verdiği parayı geri istediği gibi diğer bazı zararlarının da ödetilmesini istemiştir. Davalı da taşınmazı satarken davacının bu yerin devlet orman sınırları içinde olduğunu bilerek satın aldığını ileri sürmüştür. Tapu kaydında da taşınmazın ormanla ilgili olduğuna dair herhangi bir kayıt yoktur. Bu nedenle taşınmazın devlet ormanı sınırları içinde kalması halinde davacı zapta karşı tekeffül hükümleri uyarınca ve BK.nun 192. maddesi hükmüne göre bu maddede yazılı tüm haklarını kullanabilir. Öncelikle hemen belirtmek gerekir ki davacı verdiği parayı geri istediğine göre sözleşmeyi feshetmiş sayılacağından sözleşme henüz yürürlükte imiş gibi tazminat ve benzeri isteklerde bulunamaz. Diğer taraftan dava dışı orman idaresinin bu taşınmazla ilgili olarak Dikili Asliye Hukuk Mahkemesinde 1998/38 esas sayılı tapu iptali ve tescili ve davacının da aynı yer mahkemesinde 1998/13 esas numarası ile elatmanın önlenmesi konusunda davalar açtıkları ve bu davaların henüz derdest oldukları toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Bu nedenle mahkemece öncelikle bu davaların sonuçlarının beklenmesi ve taşınmazın devlet ormanı olduğu kabul edildiği takdirde münhasıran davacının ödediği satış bedelinin geri alınmasına karar verilmesi, aksi takdirde esas davanın reddedilerek karşılık davanın kabul edilmesi gerekir. Her ne kadar mahkemece açılmış bir tapu iptal davası olmadığı için bu davanın reddine karar verilmiş ise de taşınmazın orman olduğu kabul edildiği takdirde taşınmazın geri alınması koşuluyla satış bedelinin ödetilmesine karar verilmesi zorunludur. Mahkemenin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurması doğru değildir. Bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA 04.03.1999 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy