(6570 S. K. m. 7) (818 S. K. m. 264)
Dava: Taraflar arasındaki menfi tesbit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya ait taşınmazı 25.7.1993 tarihli kira sözleşmesi ile 5 yıl süreyle aylık 15000 Amerikan Dolarına kiraladığını, kira sözleşmesi devam ederken, doların değerinin öngörülemeyen ve beklenmeyen bir şekilde yükseldiğini, akdin ifasının imkansız hale geldiğini bu nedenle BK. 264. maddesi gereği, 13.4.1994 tarihinde keşide edilen ihtarnameyle 1.6.1994 tarihi itibariyle akdi fesih ettiğini bildirdiğini, buna rağmen davalının kira alacağının tahsili için giriştiği icra takibi sonunda 230.849 dolar ödemek zorunda kaldığını, oysa davalının isteyebileceği kira bedelinin BK. 264. maddesi gereği 6 aylık kira bedeli olabileceğini ileri sürerek, davalıya haksız ve usulsüz olarak ödenmiş olan 230.849 Amerikan Dolarının, ödenecek olan 60.000 Amerikan Dolarının hukuki sebebi bulunmadığından, borcunun bulunmadığının tesbiti ile, tahsil olunan 230.849 Amerikan dolarının istirdadı ile ödeme tarihinden itibaren % 96 faizi yürütülmesini istemiştir.
Davalı, akdin fesih nedenlerinin 6570 sayılı Yasanın 7. maddesi ve ilgili hükümlerinde belirlendiğini, aylık kira bedelinin yüksek olduğu iddiasının BK. 264. maddesinde açıklanan sebepler arasında olmadığı; tahsil edilen kira alacağının işyerinin boş kaldığı süreye ilişkin olduğunu bildirerek, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanununun 264. maddesi hükmüne göre muayyen bir müddetle akdedilen taşınmaz kirasında, mucibi akdin icrasını tahammül edilmez bir hale getiren sebeplerin meydana gelmesi halinde iki taraftan her biri, diğerine tam bir tazminat vermek ve kanuni mehillere uymak şartıyla kira müddetinin sona ermesinden önce feshi ihbar edebilir.
Kira bir sene veya daha uzun bir müddet için akdedilmiş ise verilecek tazminat altı aylık kira bedelinden az olamaz.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 25.7.1993 başlangıç tarihli ve beş yıl sürelidir. Kira parası dolar olarak kararlaştırılmıştır. Davacı 5.4.1994 ekonomik kararları nedeniyle Doların Türk Lirası karşısındaki değerinin üç katına kadar arttığını dolayısıyla kiranın % 300 lere varan miktarda yükseldiğini bu miktar kirayı ödemesinin mümkün olmadığını, akdin kendi yönünden tahammül edilmez hal aldığını bu nedenle akdin 1.6.1994 tarihi itibariyle feshedildiğini bildirmiştir. Gerçekten akit tarafların kusuru olmaksızın bir taraf için tahammül edilmez hale gelmiş ise yukarıda belirtilen madde gereğince o tarafın akdi feshe hakkı vardır. O halde, mahkemece sözleşme yapıldıktan sonra dolar bazında kararlaştırılan kira parasının ekonomik kararlar nedeniyle aşırı derecede artıp artmadığı, bu artışın kiracı için tahammül edilmez hale gelip gelmediği araştırılmalıdır. Davacı altı aylık kira bedelini tazminat olarak ödemeyi de kabul ettiğine göre açıklandığı şekilde fesih şartları olup olmadığı belirlenerek ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Bu yönler gözetilmeksizin kira parasının aşırı artış göstermesinin akdin feshine neden olamayacağı gerekçesiyle davanın reddi usule ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın temyiz eden davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 6.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 25.06.1998 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy