(2004 S. K. m. 67, 169/a)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıdan gayrimenkul satın aldığını, satış bedelini davalıya ödediğini, davalının tapuyu vermemesi üzerine ödediği satış bedeli karşılığında davalıdan çek aldığını, çekin ödenmemesi üzerine davalı hakkında kambiyo senetlerine mahsus icra takibi yaptığını, davalının takibe itiraz ettiğini öne sürerek itirazın iptaline, 40 icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kendisi hakkında yapılan icra takibine ait borca itiraz etmediğini, Sarıyer İcra Tetkik Mercii'nde takibin durdurulması yolunda isteminin kabul edildiğini ve bu şekilde takibin durdurulduğunu, bu nedenle davacının bu şekilde itirazın iptali davası açamayacağını savunmuş, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmiştir.
Hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesi hükmü uyarınca itirazın iptali davasının açılabilmesi için yapılan icra takibine borçlu tarafından itiraz edilmiş olması ve bu nedenle takibin durmuş olması şarttır. Oysa davacının davalı aleyhine Sarıyer İcra Müdürlüğü'nün 1996/542 sayılı dosyasıyla kambiyo yolu takip yaptığı ve bunun üzerine borçlunun Sarıyer İcra Tetkik Mercii'ne başvurduğu ve anılan İcra Tetkik Mercii'nce 20.5.1996 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği saptanmıştır. Böylece anılan icra takibinin borçlunun itiraz ile değil, İcra Tetkik Mercii'nin kararı ile durduğu açıkça anlaşılmaktadır. İcra ve İflas Kanunu'nun 169/a maddesinin 5. fıkrası hükmü uyarınca, bu durumda alacaklının ancak genel hükümlere göre dava açma hakkı mevcuttur. Öyle ise bu davada İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinde tanımlanan itirazın iptali koşullarının varlığından söz edilemez. Bu nedenle mahkemece davanın reddine karar verilmesi gerekirken, kanuna aykırı gerekçelerle isteğin kabul edilmiş olması bozmayı gerektirir.
2- Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın 1. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, 2. bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına istek halinde peşin harcın iadesine, 10.2.1998 tarihinde, oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy