(818 S. K. m. 492) (1086 S. K. m. 91)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davalılardan H. ve M. Y. hakkındaki davanın kısmen kabulü ile fazla istekle diğer davalıya yöneltilen davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, Ayvalık Tapu sicilinin 48 partta 1540 Ada, 219 parselinde kayıtlı taşınmaz üzerindeki 4 nolu villayı davalılardan satın alıp, parasının tamamını peşin olarak ödediğini, tapusunun verilesine rağmen teslim alınamadığını, noterlikten alınan taahhüdün yerine getirilmediği gibi ihtardan da bir netice alınamadığını ileri sürerek yaptıkları tespite göre eksikliklerin giderilmesi için 35.000.000,- lira değer kaybı için 50.000.000,- lira ve taahhütname ile ihtarnamede belirtilen aylık, gecikme tazminatları 56.000.000,- lira olmak üzere toplam 141.000.000,- liranın faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istemiştir.
Davalı H. F. S., davaya konu villanın diğer davalı M. Ö.'e ait olup onun tarafından satıldığını, kendisinin ise inşaatın bitimine müteselsil kefil olduğunu tespiti müteakip şartnameye göre işlerin zamanında yapıldığını, istenilen tazminatında faiş olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Davalılar M. Y. ve M. Ö. teknik şartnameye uygun olarak inşa edilen villanın ekstra ilaveler istenerek teslim alınmadığını savunarak davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, davalı M. Ö. hakkındaki davadan feragat edildiğinden bu davalı yönünden açılan davanın feragat nedeniyle reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın kısmen kabulü ile 111.000.000,- liranın dava tarihinden yasal faizi ile müştereken ve müteselsilen tahsiline ziyade istemin ise reddine karar verilmiş, hüküm davalılar H. F. S. ve M. Y. tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı bidayette, taahhütte bulunan asıl borçlu ile müteselsil kefilleri hasım gösterek birlikte dava açmış sonrada davanın devamı sırasında asıl borçlunun vefatı üzerine mirasçılarını davaya dahil etmeyerek asıl borçlu hakkındaki davasından feragat ederek müteselsil kefiller hakkında yürütmek istemiş, mahkemece de mütessil kefillerden tahsiline karar verilmiştir.
Davacı alacaklının, asıl borçlu M. Ö. hakkındaki davadan feragat etmek suretiyle hem davadan ve hem de davaya bağlı haktan vazgeçmiş olduğunun kabulü gerekir.
Böylece davaya bağlı hakkı talep feragat ile asıl borçlu bakımından istenebilir olma niteliğini yitirmiş, sona ermiştir. Diğer bir ifade ile alacaklının doğrudan doğruya asıl borçluya başvurulmaksızın müteselsil kefiller aleyhine takibe geçebilme hakkını söndürmüştür.
Durum böyle olunca, B.K.'nun 492. maddesi hükmüne göre asıl borç her hangi bir sebeple sakıt olunca kefi ber'i olur.
Zira davacı alacaklının borçlu M. Ö. hakkındaki davasından feragat etmesi, müteselsil kefil olan diğer davalıları kesin olarak etkileyecek, sonuçta tazminattan tamamen sorumlu olanın davalı M. Ö. olması gerekirken müteselsil kefillerin davacıya ödemede bulunmalarından sonra davalı M. Ö.'e iç ilişkiye dayanarak rücu etmesine davacının, davalı M. Ö.'e yönelik feragatı engel olacak, bir talepte bulunmaları da mümkün olmayacağından müteselsil kefiller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekir. Olaya uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde davanın kısmen kabul edilmiş olası Usul ve Yasa'ya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün davalılar H. F. S. ve M. Y. yararına BOZULMASINA, 8.12.1998 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy