(1086 S. K. m. 284)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, kendisine ait taşınmazda sulu tarım yapmak üzere sulama tesisi kurduğunu, taşınmazlarına pamuk ektiğini, ancak davalının elektrik kısıtlamaları ve düşük voltajda elektrik vermesi sonucunda, ekmiş olduğu ürüne zamanında yeterli su verilemediğini, zarara uğradığını, ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakkı saklı kalmak üzere 7.000.000.000 TL. nın dava tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, 2.404.536.624 TL. nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınmasına verilmiş; hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazıların dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Mahkemece, bilirkişilerden rapor ve ek raporlar alınmak suretiyle verilmiş ise de anılan raporlar ve mahkemece yapılan araştırma hükme yeterli görülmemiştir.
Hemen belirtelim ki, davaya dayanak delil tespiti davalının yokluğunda 10.8.1998 tarihide yapılmış olup, bu dosya içinde mevcut Ziraat Mühendisi raporunda kurulu olan suluma tesisinin davacının pamuk ektiği 174 dekar tarlayı sulayabilecek kapasitede olduğu, tekniğine uygun olarak ekim yapıldığı, ihtiyaç duyulan miktarda sulanamadığından mahsulün yeterli gelişmeyi tamamlayamadığı %70 oranında zarar olduğu, dekardan normalde 450 kg ürün alınabileceği açıklanmış, elektrik mühendisi raporunda da, sık sık elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmalarının tespit edildiği, gerilimdeki bu dalgalanmaların, termik manyetik otomatik şarteli attırdığı, bunun motopompta giderilmesi zor arızalara sebebiyet verdiği, tesisi çalışmaz. Duruma düşürdüğü belirtilmiştir. Açıklanan bu düşünce ve tespitler, soyut beyanlar niteliğinde olup, hiçbir inandırıcı gerekçeyi ihtiva etmediği için bu dava delil olarak kabul edilemez.
Oysaki, hükme esas bilirkişi rapor ve ek raporları da delil tespit raporları esas alınarak düzenlendiği için bu raporlarda hükme dayanak yapılamaz. Her ne kadar ek raporlarda davacı tesislerinden normalde saniyede 50 litre su alınabileceği bu miktar su ile 174 dekar tarlanın 1 defa sulanabileceği bildirilmiş ise de, bu bildirimler yeterli gerekçe ve açıklamayı içermediği gibi, davaya konu taşınmazın kuyudan alınan yer altı suyu ile mi yoksa nehirden alınan su ile mi sulandığı konusunda gerekli inceleme ve araştırma da yapılmamıştır.
Öyle ise mahkemece, öncelikle taraflar arasındaki abone sözleşmesinin eki ve ayrılmaz parçası olan (md. 6) TEK. den enerji alan ve alacak olan tüketicilerin uymak zorunda oldukları koşullar adlı YTSD Yayın, ile Elektrik Tarifeleri Yönetmeliği ve İç Tesisat Yönetmeliği davalıdan alınmalı, 1998 pamuk sulama döneminde davaya konu bölgede hangi tarihlerde ne kadar süre ile elektrik kesintisi yapıldığı, voltaj dalgalanmalarının devamlı olup olmadığı ve nedenleri araştırılıp saptanmalı, davaya konu taşınmazın bulunduğu bölgenin iklim vs. özelliği itibariyle pamuk ekimi yapılan bir taşınmazın hangi aralıklarla ne miktar su ile sulanabileceği, normal sulanması durumunda dekardan kaç kg mahsul oluştuğu ve tutarının ne olduğu arazi üzerinde davacıya ait kuyu bulunup bulunmadığı ve Devlet Su İşleri tarafından bu kuyu nedeni ile kendisine verilmiş yer altı suyu kullanma belgesinin olup olmadığı araştırılmalı, böylece kuyudan ya da nehirden alınabilecek su miktarı tespit edilmeli, normal koşullarda bu su ile davada olduğu gibi 174 dekar pamuk tarlasının sulanmasının mümkün olup olmadığı değil ise gerçekten sulanması gereken miktarın kaç dekar olduğu, davacının elektrik kesintisi ve voltaj dalgalanmalarını bilmesi gereken bir kişi olarak alması gereken önlemlerinin bulunup bulunmadığı, varsa bu önlemlerin neler olduğu, önlemlerin davacı zararlarının oluşmasında etkili olup olmayacağı varsa etki derecesi keza davacının kesinti ve dalgalanmaları zamanında davalıya bildirmemiş olmasının da etkisi olup olmayacağı üzerinde yeterince durulmalı, gerektiğinde üniversitelerin konuya ilişkin bölümlerinde uzman bilirkişilerden de düşünce alınmak suretiyle sonucuna uygun bir verilmelidir.
Mahkemenin anılan yönleri göz ardı ederek eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporları da esas almak suretiyle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenedir.
Sonuç: 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz olunanın davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.01.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy