(818 S. K. m. 520, 533)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, ortak olmaları nedeniyle, ortak arsa almak için davalıya banka havalesi ile 5100 Avusturya Şilini, 2000 Fransız Frangı, 745 Hollanda Florini, 32360 Alman markı ile değişik tarihlerde olmak üzere toplam 315.000.000 TL. gönderdiği halde davalının kendi adına gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi ile taşınmazı satın aldığını, ileri sürerek gönderdiği paraların banka dekont tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, davacının gönderdiği paranın ortaklık nedeniyle yarısı kendisine ait olduğundan bu miktar ile taşınmazı satın aldığını, bakiye ile de davacı adına mal aldığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkememce davanın kabulü ile 5100 Avusturya Şilini, 2000 Fransız Frangı, 745 Hollanda Florini, 32.360 Alman Markı 315.000.000 TL. nın havale tarihlerinden itibaren bankalarca uygulanacak en yüksek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline verilmiş hüküm davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacı, Kiğı Sulh Hukuk Mahkemesinin 1996/30 Değişik iş sayılı tespit dosyasındaki dilekçesinde İstanbul ...İlçesi ......301. cadde ......nolu taşınmazın ortak dükkanın kazancı ile alındığını, parasının ......Bankası aracılığıyla gönderildiğini taşınmazın ortak olduğunu açıkça beyan ederek bunun tespitine karar verilmesini mahkemeden istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda da karar gerekçesinde belirtildiği gibi davacının davalıya göndermiş olduğu, paraların tespite konu taşınmazın alınması için adi oraklık hukuki ilişkisi içinde ortaklık adına mal alınmak üzere gönderildiği de kabul edilmiştir. Davacının tespit dilekçesindeki açık kabulü ve mahkemenin karar gerekçesindeki kabulü gözetildiğinde davaya konu paraların davacının kişisel paraları olmayıp adi ortaklık gelirinden elde edilen paralar olarak ortaklık adına mal alınmak üzere davalıya gönderilmiş olduğunda tereddüt edilemez. Aksine taraflar arasında bir sözleşme olmadığına göre tarafların adi ortaklıktaki paylarının ½ olduğunun da kabulü zorunludur.
Hal böyle olduğuna göre, davacı bu davada gönderilen bu meblağın ancak ½ oranını davalıdan talep edebilir.
Mahkemece bu yön gözetilmeksizin tamamına hükmedilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
3- Davacı, davaya konu alacaklarının ödetilmesi istemi ile ilgili olarak bu davadan evvel davalıyı temerrüde düşürdüğünü iddia ve ispat etmiş değildir. Öyle ise alacağına ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebilir. Öte yandan 3095 sayılı kanunu faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun 4/a maddesi ile 4489 sayılı kanun dikkate alınmaksızın yabancı para alacakları için bu alacağa devlet bankalarınca 1 yılık mevduata uygulanan faiz oranında faize hükmedilmesi tarafların sıfatı ve alacağın niteliği itibariyle de davacı alacağı için yasal faize hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde reeskont oranında ve bankalarca uygulanan en yüksek faiz demek suretiyle yasa hükümlerine aykırı olarak faize hükmedilmesi de ayrıca usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 16.01.2001 gününde oybirliği ile verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy