(818 S. K. m. 192, 217)
Dava: Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
Karar: Davacı, davalı belediyenin kendilerine ait dükkanları açık artırma usulü ihale ile satışa çıkardığını, daha sonra belediyece ihale hükümsüz sayılıp pazarlık suretiyle ihale yaptığını, kendisinin de pazarlık usulü ile yapılan ikinci ihaleye girerek bir dükkan satın aldığını, ancak ilk ihaleye katılan üçüncü bir kişinin pazarlık suretiyle yapılan ihalenin iptali için idare mahkemesinde açtığı dava sonunda, pazarlık suretiyle yapılan ihalenin iptal edildiğini, akabinde kendisi adına oluşturulan dükkanın tapusunun iptali için dava dışı üçüncü şahıs tarafından açılan dava sonunda da tapunun iptaline ve üçüncü şahıs adına tapuya tesciline karar verildiğini ileri sürerek, fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000.000.000 liranın faiziyle birlikte davalı Belediyeden tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının ilk ihaleyi bilmesine rağmen ikinci ilaheye katıldığını, dükkanın tapusunun iptalinde kendilerinin kusuru olmadığını, davacının zararının ihale bedeli olarak ödediği miktar olduğunu savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının davalı belediyenin kusurlu işlemleri sonucu zarara uğradığı ve bu nedenle davacının taşınmazın rayiç değerini talep edebileceği gerekçesiyle taşınmazın davacı adına tapuya tescil edildiği 1992 yılındaki rayiç değer esas alınarak 1.000.000.000 liranın davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delilerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Davacının, davalı belediyeden ihale yoluyla satın aldığı taşınmazın, dava dışı üçüncü kişi tarafından, satımdan önceki üstün bir hakka dayalı olarak davacı elinden alındığı toplanan deliller ve özellikle kesinleşen idari ve adli yargı kararları ile anlaşılmaktadır. Bu durumda, satılanın davacı alıcı elinden tamamen zapt edilmiş olduğunun kabulü gerekir. BK. 217 maddesi yollamasıyla uyuşmazlığa uygulanması gereken, aynı kanunun 192. maddesi hükmü gereğince taraflar arasındaki satım akti münfesih olmuştur. O nedenle davacı satım aktinde alıcı sıfatıyla bu akit ayakta imiş gibi tam ifa karşılığını davalıdan isteyemez. Davacı alıcının, aktin münfesih olması halinde davalı satıcıdan talep edebileceği hususlar BK.nun 192 maddesinde açıkça belirtilmiştir. Çoğun içinde azda vardır kuralı uyarınca, davacıya dava hüküm altına alınmasını istediği zararın hangi kalemlerden oluştuğu kendisine açıklattırılmalı, bu zarar kalemlerinin ayrı ayrı ispati imkanı tanınmalı, varsa davalının karşı delilleri toplanmalı, bunun sonucuna uygun olarak davacı istemi de göz önüne alınarak hükmü altına alınmalıdır. Mahkemece, açıklanan yönler göz ardı edilerek ve uyuşmazlığı nitelendirmede yanılgıya düşülerek yazılı şekilde satım konusunun değerine hükmedilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent gereğince temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 29.01.2001 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy