(4721 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki muarazanın halli davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, dava konusu sitede kat mülkiyeti ve kat irtifakı tesis edilmediği için Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanamıyacağını öne sürerek, site yönetimi oluşturulamıyacağı, bu yönetimin siteden ortak gider payı isteyemiyeceğinden bu sisteme katılmaya icbar edilemiyeceklerinin, dileyenin bu sistemden ayrılmakta serbest olduğunun hükmen tesbitiyle muarazanın giderilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar kooperatifin 24.1.1987 tarihinde feshedildiğini, genel kurulda site yönetim esaslarının kabul edilip 10 yıldır uygulandığını, davacıların ayrılması durumunda, sitedeki diğer evlerin de kullanılamaz hale geleceğini bildirerek davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm bir kısım davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Davaya konu sitenin iki ayrı taşınmaz tevhid edilmek suretiyle kooperatif şeklinde inşaa edildiği, bilahare her üyeye müstakil imar parseli verilmek suretiyle ferdi mülkiyete geçildiği, 24.1.1987 tarihli genel kurul toplantısında da site yönetiminin nasıl yapılması gerektiği hususunun genel kurula katılanlarca oybirliği ile kabul edildiği, dahası bu yönetim palanının davacılardan İ. K.'nın bizzat hazırlamış olduğu yönetim planı olduğu ve bu davanın açıldığı tarihe kadar da mevcut yönetim planının değiştirilmesi veya iptali konusunda herhangi bir girişimde bulunulmaksızın uygulana geldiği toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Esasen tesbit edilen bu olgular yönünden çözümü gereken bir uyuşmazlık da bulunmamaktadır. Davacılar bu davada, sitede kat mülkiyeti ve kat irtifakı tesis edilmediği için Kat Mülkiyeti Kanunu hükümlerinin uygulanamıyacağını öne sürerek, sitede, site yönetiminin oluşturulamıyacağı, bu yönetimin siteden ortak gider payı isteyemiyeceği gerekçesi ile ortak yönetim ve ısıtma sisteminden ayrılmakta serbest olduklarının tesbitini mahkemeden istemişlerdir.
Dava dilekçesinde davacıların dayandığı olgular açık ve net bir şekilde belirtilmiştir. Bunlar içinde mevcut merkezi sistemin ısınmaya yeterli olmadığı olgusuna dayanılmamıştır. Hemen belirtelim ki, birden çok parsel üzerine inşaa edilmiş müstakil bağımsız bölümlerden oluşan bir sitenin kat irtifakı ve kat mülkiyetine dönüştürülmemiş olması durumunda, site yönetiminde kat mülkiyeti kanunu hükümlerinin uygulanamıyacağının, dolayısıyla da anılan yasa hükümlerine göre yönetim planı ve yönetim oluşturulamıyacağının tesbitine ilişkin istem hukuki dayanaktan yoksundur. Zira istem, zaten kanunla düzenlenmiştir. Kanunla düzenlenen bir hususun mahkeme kararıyla tesbitinin istenmesinde de hukuki yarar yoktur. Davacıların asıl amacı, kat mülkiyeti kanunu hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı gerekçesiyle uygulanagelmekte olan Yönetim Planı ile bağlı olmadıklarının tesbitidir. Hal böyle olunca da uyuşmazlığın bu isteğe göre çözümlenmesi gerekir. Her ne kadar somut olayda kat mülkiyeti, kat irtifakı tesis edilmemiş olmakla, buna uygun bir yönetim planı da mevcut kabul edilemez ise de, sitede bağımsız bölüm maliki bulunan kişilerden oluşan genel kurulda onaylanan 24.1.1987 tarihli yönetim planı, bağımsız bölüm malikleri için bir sözleşme hükmündedir. Bu sözleşme dava gününe kadar uygulanagelmiştir. Öyleyse B.K. genel hükümleri uyarınca tüm sitedeki maliklerce kabul edilen ve aradan geçen bu kadar süre içerisinde uygulanagelen yönetim planının tüm ortakları bağlayıcı olduğunun kabulü gerekir. Davacıların salt kat mülkiyeti ve kat irtifakının kurulmadığını gerekçe göstermek suretiyle bu sözleşme ile bağlı olmadıklarını ileri sürmeleri gerek sözleşme hukukumuzun ana ilkeleri, gerekse M.K.nun 2. maddede düzenlenen dürüstlük kurallarına uygun düşmez. Kaldı ki davacıların dava dilekçesindeki açık anlatımları karşısında ısınamamaktan kaynaklanan bir iddiası da bulunmamaktadır. Mahkemenin davacıların ileri sürmediği bir vakıayı davanın kabulü için gerekçe kabul etmesi de davadaki istemi aşan nitelikte olup, usulen buna cevaz da yoktur. Ayrıca davacıların ısınamamaktan yönetim planı ile kararlaştırılan hususlara aykırı davranılmaktan dolayı bir istemleri mevcut olduğu takdirde bunun incelenmesi ve çözüm yollarının aranması ayrı bir uyuşmazlık konusu teşkil edebilir. Şu durum karşısında davadaki ileri sürülüş biçimine göre, bir sözleşme olarak sitenin ortak yönetimi ile ilgili olarak düzenlenen yönetim planının halen yürürlükte olduğu ve bunun davacıları da bağlayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, somut olaydaki uyuşmazlığa uygun düşmeyen gerekçelerle yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Açıklanan gerekçe ile temyiz olunan kararın bir kısım davalılar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 27.04.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy