(4077 S. K. m. 4)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, 1998 model Astra marka otomobili 1.2.1998 günü davalı Teymür Otomotiv A.Ş.den satın aldığını, birkaç ay sonra rutin kontrolü sırasında motor kaputunda boya ve bant izleri gördüğünü, inceleme sonucunda, kaputtaki boya kalınlığının diğer yerlerdekinden daha fazla olduğunun saha mühendisince saptandığını, bunun bir gizli ayıp niteliğinde olduğunu, buna rağmen, davalıların bu gizli ayıbın giderilmesine ve aracın değiştirilmesine yanaşmadıklarını, İl Hakem Heyetinin de, aracın gizli ayıplı olduğuna ve değiştirilmesi gerektiğine karar verdiğini ileri sürerek, aracın aynı model ve vasıfta yenisiyle değiştirilmesine, aksi takdirde gizli ayıbın neden olduğu değer kaybı tutarı 1.250.000.000 TL.nin fatura tarihinden itibaren reeskont faiziyle birlikte müteselsilen ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Opel Ltd. Şti. davacının ileri sürdüğü hususun, 4077 sayılı Yasanın 4. maddesindeki ayıp tanımına uymadığını, kaput boyası orijinal ve kalınlığının da standartların içinde olduğunu,öyle bir ayıp bulunsa bile açık ayıp niteliği taşıyacağını, davacının süresi içinde ihbarda bulunmadığını,değiştirme veya değer kaybının tazmini isteklerinin dayanağının olmadığını savunarak davanın reddini dilemiş; diğer davalı da aynı doğrultuda savunma ve istekte bulunmuştur.
Mahkemece ek bilirkişi raporundaki değerlendirme benimsenerek davanın kısmen kabulüne, 76.000.000 TL.nin fatura tarihi 10.2.1998'den itibaren reeskont faiziyle birlikte müteselsilen ödetilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş,hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacının, 10.2.1998 günlü faturayla davalı Teymür Otomotiv A.Ş.den satın aldığı Opel Astra marka otomobilin motor kaputundaki boya kalınlığının, standartlar içinde ve fakat aracın diğer kısımlarındaki boya kalınlıklarından daha fazla olduğu, bunun, aracın ikinci el piyasa değerini düşmesine neden olacak bir gizli ayıp niteliği taşıdığı, toplanan delillerden ve özellikle Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 29.7.1999 günlü rapor ve 11.11.1998 günlü ek rapordaki değerlendirmelerden açıkça anlaşılmaktadır. Bu durumda, araçtaki gizli ayıptan dolayı bir değer kaybı bulunduğunun ve davalıların, bu değer kaybı nedeniyle davacının uğradığı zararı tazminle yükümlü olduklarının kabulü zorunludur. Mahkemece değer kaybının miktarı konusunda bilirkişilerden görüş alınmış ise de, yukarıda belirtilen her iki raporda da, araçtaki değer kaybı olarak belirtilen tutarın hangi araştırma ve değerlendirme yöntemiyle, hangi maddi dayanaklara göre ve nasıl hesaplandığı açıklanmamış, salt soyut bir biçimde belirli bir rakamın bildirilmesiyle yetinilmiştir. Bu haliyle bilirkişi raporları denetime elverişli olmadıklarından hükme esas alınamazlar. Öte yandan mahkemece, bilirkişilerden motor kaputunun yenisinin fiyatı ve bunun işçilik ücreti sorulmak suretiyle, bildirilen değerler üzerinden hüküm kurulmuş, böylece, aracın değer kayıp miktarı değil, yeni bir kaputun takılması için yapılacak masrafların toplamına hükmedilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere, araçta gizli ayıptan kaynaklanan bir değer kaybı bulunduğuna göre, bunun miktarının denetime elverişli ve maddi dayanakları içeren bir bilirkişi raporuyla belirlenmesi ve hüküm altına alınması gerekir. Dairemizin sapma göstermeyen kararlarında belirtildiği üzere, ayıptan dolayı araçta meydana gelen değer kaybının belirlenmesinde, orantı yöntemi esas alınmalıdır. Bu yönteme göre, satım tarihi itibariyle aracın ayıpsız ve ayıplı değerleri arasındaki oranın satış bedeline uygulanması, bunun sonucunda bulunacak tutarın değer kaybı olarak benimsenip hüküm altına alınması gerekir. O halde mahkemece yapılması gereken iş, tarafların kararlaştırdıkları satım bedeli dikkate alınmaksızın, davacının satın aldığı otomobilin satın alma tarihindeki ayıpsız sürüm değeri ile, saptanan ayıplı haliyle yine o tarihte sahip olacağı gerçek sürüm değerleri ayrı ayrı belirlenerek, bu iki değer arasındaki oranın bu kez taraflar arasındaki satış bedeline uygulanması, bulunacak fark miktarı aracın değer kaybı olarak benimsenmek suretiyle, ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesidir. Eksik incelemeyle ve davacı isteminin hukuki nitelendirmesinde de yanılgıya düşülerek, yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 02.05.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy