(1086 S. K. m. 287)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatı tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat Orhan Bedastani ile davalı vekili avukat Burhan Özdemir'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, tapuda hissedar olduğu 984 parsel numaralı taşınmazdaki hissesini aralarında düzenledikleri 5.5.1997 günlü satış protokolü gereğince 2 daire ve 2.500.000.000 TL karşılığında davalıya sattığını ancak satışın tapuda 200.000.000 TL gösterildiğini alıcı davalının protokol da belirtilen bedelin 1.750.000.000 TL.sını kendisine ödeyip bir dairenin tapu ferağını verdiği halde bakiye alacağından 750.000.000 TL ile diğer dairenin ferağını vermediğin, tapu paydaşlardan İsmet Şatoğlu tarafından davalı aleyhine şufa hakkına dayalı tapu iptal tescil davası açıldığını, bu davayı bertaraf etmek amacıyla kendisi için tuttukları avukat marifetiyle gabin sebebine dayalı tapu iptal ve tescil davası açtırdıklarını gabin davası sanki kazanılmış gibi kendisinden teminat senedi aldıklarını davalının kötüniyetli olarak edimlerini yerine getirmediğini açıklayarak bakiye alacağından 750.000.000 TL ile ferağı verilmeyen dairenin kaim değeri olan 7.250.000.000 TL. ki toplam 8.000.000.000 TL.nin fazlaya ilişkin hakları saklı tutarak tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının satış protokolünde belirtilen daire veya bedeli istemeye hakkı bulunmadığını, davacıdan alınan gayrimenkul hissesi hakkında davacının amcasının kızı olan diğer paydaş İsmet Şatoğlu tarafından kanuni şufa davası açıldığını bu bağlamda davacı ile anlaştıklarını, şufa davasına karşı davacı tarafından kendi aleyhine gabin sebebine dayalı tapu iptal davasına gerek kalmadan davacının aldığını iade edip kendi hissedarı ile anlaşacağını bildirmesi üzerine ödenen nakit para için 23.000 DM daire için ise 53.500 DM.lik senetleri verdiğini, haricen düzenlenen protokol mülkiyetin devrini sağlayan bir anlaşma olmadığından yazılı bedellerin istenemeyeceğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece davacının diğer paydaşların rıza ve muvakatlarını almadan davalıya satış yaptığı, bu satış sonucu her ne kadar edimini yerine getirmişse de bu edimin mevzuat ve iyiniyet kurallarına uygun olarak yerine getirmediği, paydaş tarafından açılan şufa davasına imkan hazırladığı, açılan dava sonucunda ise davalı adına oluşan tapu kaydının iptal edildiği, davacının pay satışındaki ihmalinin davacıya yükletilmesinin iyiniyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, kaldı ki şufa hakkının kullanılmasından sonra davacı ve davalının aralarında şifai sözleşme yaptıklarını bu sözleşme uyarınca davacının davalıya ferağı verilen daire karşılığı 53.500 DM ödenen 1.750.000.000 TL karşılığında da 23.000 DM.lik senetler verdiği, bu anlaşma ile tarafların karşılıklı olarak birbirlerinden aldıklarını doğrudan ve dolaylı olarak iade ettikleri açıklanmak suretiyle davacının protokolde yazılı dairenin kaim değeri ile ödenmesi gereken 750.000.000 TL.lik isteminin reddine karar verilmiş; hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyada yer alan kayıt ve belgelere göre satışa konu olan 984 parsel numaralı taşınmazın 288/504 hissesinin davacı adına tapu kayıtlı olduğu bu payın 14.5.1999 tarihinde resmen davalı adına satış sonucu tescil ettirildiği, satış bedelinin tapu akit tablosunda 200.000.000 TL gösterildiği halde bunun gerçekte 2 daire ve 2.500.000.000 TL karşılığı olduğu dairelerden birinin ferağının davacıya verildiği, belirtilen meblağdan 1.750.000.000 TL.nin de ödendiği, diğer paydaş tarafından açılan şufa davası sonucu taşınmazın paydaş İsmet Şatoğlu adına hükmen tescil edildiği yönler üzerinde uyuşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasında ki uyuşmazlık diğer paydaş tarafından şufa davasının açılmasından kaynaklanmaktadır. Dava konusu taşınmazın tapuda kayıtlı olduğu davacıdan, başka şufa davasını açan kişi de dahil olmak üzere 3. kişilerin bu tapudaki hissedar bulundukları tapu kaydının incelenmesinden anlaşılmaktadır. M.K. nun 928. maddesi hiçbir kimse tapuda kayıtlı olan bir hususun kendisine meçhul olduğu yolunda bir iddia dermeyan edemez hükmünü getirmiştir. Açıklanan bu durum karşısında davalı taşınmazın hisseli olduğunu bile bile gerçek değerinin çok altında bir değerle taşınmazı satın almak suretiyle 3. kişinin şufa hakkını kullanmasına büyük ölçüde imkan hazırlamıştır. Paylı olduğunu bilerek satış bedelini çok düşük göstermek suretiyle alıcı davalının kendi şufa davasına adeta teşvik etmesi kusurundan kaynaklanmaktadır. Kendi kusuru ile zararına sebebiyet verenin bunun sonuçlarına da katlanması gerekir. Bundan ayrı 5.5.1997 tarihinde düzenlenen protokol davalı tarafından geçerli kabul edilerek kısmen ifa edilmiştir. Tapuda ferağda verildiğine göre artık protokolün geçersizliği ileri sürülemez. Davacı taşınmazın mülkiyetini davalıya devrederek yükümlülüğünü tam olarak yerine getirdiğinden protokolda yazılı satış bedelini istemekte haklıdır. Dosyada yer alan lehdarı, tanzim tarihi, ödeme yeri ve tarihi belirtilmeyen senetlerin veriliş amacının davacının iddiasındaki gibi gabin sebebiyle açılan dava nedeniyle verildiğinin kabulü hayatın olağan akışına uygun düşmektedir. Davalı ise savunmasını yasal delillerle kanıtlıyamamıştır. Uyuşmazlığın niteliği bakımından tanık dinlenemeyeceğinden tanık beyanlarına da itibar edilemez. Davacı protokolde belirtilen kalan satış parası ile protokolün düzenlendiği tarihteki dairenin belirlenecek kaim değerini isteyebilir. Değinilen bu yönler gözetilen davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken aksine düşüncelerle yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 20.000.000 lira duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 24.11.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy