(6570 S. K. Geç. m. 6)
Dava: Taraflar arasındaki kira tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın konusu kalmadığından karar vermeye gerek olmadığına yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı idarenin kiracısı iken 4331 sayılı kanun gereğince aylık kiranın 200.000.000 TL. olarak ödenmesi ihtarı üzerine, bu bedel üzerinden kira paralarını ödediğini, kira sözleşmesinin baskı altında imzalanması nedeniyle fahiş olan kira bedelinin aylık 99.000.000 TL. olarak tesbitine, kira sözleşmesinin feshinin haksız olduğunun tesbitine ve ödenen kira bedellerinin reeskont faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, kanunen öngörülen süreden sonra kira sözleşmesinin imzalanması nedeniyle davanın konusu kalmadığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı 4331 sayılı kanun gereğince bu yasanın kendisine tanıdığı süre içerisinde davalının bildirdiği kira bedeline karşı kira tesbit davasını Sulh Hukuk Mahkemesine açmış, Sulh Hukuk Mahkemesince verilen görevsizlik kararı üzerine dava süresinde Asliye Hukuk Mahkemesine intikal etmiştir. Davacı bu davayı açarken davalı ile kira sözleşmesini imzalamadığını ancak haklı endişeleri sonucu ileride kira sözleşmesini imzalamak zorunda kalacağını, ancak bunun rızaya dayalı bir imzalama olamayacağını açıkça belirtmiştir. Bunun yanında davacı kendisine tebliğ edilip bildirilen aylık 200.000.000 TL. kira parasını da davalı hesabına ödemiştir. Davalı, davacıya yazdığı 9.6.1998 tarihli yazısında kira sözleşmesini imzalamadığı için yatırmış olduğu kira bedellerinin hesaplarına alınmadığını, bekletildiğini bedelin alınması hususunu belirtmiş, 3.6.1998 tarihinde keşide ettiği ihtarı ile de davacıyı fuzuli şagil saydığını, 30 gün içinde sözleşme yapmadığı takdirde yasal yollara başvuracağını bildirerek tahliyeyle tehdit etmiştir. Bu aşamalardan sonra davacı tarafından davaya konu sözleşme imzalanmıştır. Şu açıklanan oturum karşısında sözleşmenin tarafların serbest iradesi ile yapılmış ve dava konusunu ortadan kaldıracak nitelikte bir sözleşme olduğunun kabulüne hukuken olanak yoktur. Kaldı ki anılan yasa uyarınca süresi içinde kira tesbit davası açan ve bildirilen bedeli ödeyen kiracının sözleşme yapma zorunluluğu yoktur. Davalının davacıya buna zorlaması ve sonuçta davacıyı fuzuli şagil sayması anılan yasa hükmüne aykırıdır. Davacının yazılı kira sözleşmesi yapma yükümlülüğü ancak kira tesbit davasının kesinleşmesinden sonra kira tesbit ilamında belirtilen miktar üzerinden ve kesinleşme tarihinden başlayacak 30 günlük süre ile sınırlıdır. Mahkemece tesbit edilen kira parası ile, davalının başlangıçta tesbit edip bildirdiği kira parası arasında oluşan farktan dolayı, davacı kiracının fazla ödemesi mevcut ise bu ödeme sonraki aylara mahsup edileceği için, davacı fazladan yaptığı ödemenin kira tesbit davası ile birlikte kendisine geri verilmesini de isteyemeyecektir. Bu durumda davacının kira parasının tesbitine ilişkin isteğinin esasına girilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, bu olaydaki az yukarıda açıklanan özellikler göz ardı edilerek, yazılı şeklide davanın reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine 03.07.2000 gününde oybirliği ile karar verildi.(¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy