(818 S. K. m. 113)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 25.11.1994 - 28.2.1998 tarihleri arasında davalı kooperatifin fenni sorumlusu olarak görev yaptığını, görevinden ayrıldığı 28.2.1998 tarihinden geriye doğru dört aylık maaşının 30.7.1999 tarihinde 140.000.000 TL olarak ödendiğini, ayrıca kendisine verilen ek görev ile kooperatif adına bizzat kendisinin 88.894.952 TL harcama yaptığını ileri sürerek, maaşını geç almasından dolayı oluşan faiz miktarı 136.500.000 TL ile, davalı kooperatif adına yaptığı harcama miktarı olan 88.894.952 TL.nin ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davacının kooperatif adına harcama yapmaya yetkili olmadığını, davacının kusurlu tutum ve davranışları nedeniyle işine son verildiğini ve bu durumdan davacının 9.1.1998'de haberdar olduğunu ve davacının Ocak ve Şubat 1998 aylıklarını hak etmediğini savunmuş ve davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının maaşını geç almasından dolayı 109.315.068 TL faiz alacağı olduğu, davacının yaptığı harcamaları davalı kooperatif adına yaptığı ve davalı kooperatifin vekaletsiz iş görme hükümleri gereğince bu harcamalardan sorumlu olduğu gerekçesiyle 88.894.952 TL davacının yaptığı harcamanın ve 109.315.068 TL.na faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1- Davacının 1997 yılı Kasım ve Aralık ayları ile, 1998 yılı Ocak ve Şubat aylarına ilişkin ücretinin davalı kooperatif tarafından 30.7.1999 tarihinde ödendiği, tarafların kabulünde olup, bu hususta bir uyuşmazlık yoktur. Borçlar Kanunu'nun 113. maddesinin 1. fıkrası asıl borç tediye ile veya sair bir suretle sakıt olduğu takdirde, kefalet ve rehin ve sair fer'i haklar dahi sakıt olur hükmünü içermekte olup, aynı kanunun 113. maddesinin 2. fıkrası da evelce işleyen faizleri talep hakkının mahfuz bulunduğu beyan edilmiş veya hal icabından neş'et eylemiş olmadıkça bu faizler talep olunamaz hükmünü amirdir. Davacı, dava konusu ettiği 4 aylık ücretini alırken, yukarıda anılan hükümler gereği faiz hakkını saklı tuttuğunu iddia ve ispat etmediğinden asıl alacağını tahsil etmekle, fer'i alacak mahiyetinde bulunan faiz alacağından vazgeçmiş sayılır. Mahkemece bu husus gözardı edilerek, yazılı şekilde faiz alacağının tahsiline karar verilmesi, usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2- Taraflar arasında düzenlenen 1.6.1996 tarihli sözleşmenin 5. maddesinde, kontrol mühendisi olarak görevlendirilen davacının, davalı kooperatifin yönetim kurulunun bilgisi dışında kooperatif adına hiçbir taahhütte bulunmaya ve harcamaya yetkili olmadığı belirtilmiştir. Davacı yaptığı bu harcamaların, kooperatif yönetim kurulunun bilgisi ve izni ile yapıldığı hususunu iddia ve ispat edemediği gibi, esasen davacının ibraz ettiği makbuzlardan da ödemelerin bizzat kooperatif tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı kendi parası ile, davalı kooperatif adına ve hesabına ödeme yaptığına dair, davalı kooperatifi bağlayıcı yasal delil ibraz edememiştir. Bu nedenle, davacının bu kalem isteğinin de reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının bu isteğinin kabulüne de karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Karar bu nedenle de bozulmalıdır.
Sonuç: Yukarıda 1 ve 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz olunan hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 25.09.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy