(2004 S. K. m. 67) (743 S. K. m. 2)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının bozmaya uyularak yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat Gülen Tankut gelmiş diğer taraftan kimse gelmemiş olduğundan onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak, dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, davalıya muhtelif tarihlerde tıbbi malzeme ve ilaç sattığını, davalının görüşmelere rağmen borcu ödemediğini, yapılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, uyulan bozma kararı çerçevesinde yapılan araştırma sonucunda, davalı Bakanlığa bağlı hastanenin malzeme alımında 2886 S.K.na tabi olduğunun, bu Yasa'nın davaya konu satın almalarda uygulanmadığının, malzemeleri teslim alanların tesellüm yetkileri bulunmadığının ve davaya konu ilaçların ambar kayıtlarına girmediğinin, saymanlığın harcama yetkisinin de bulunmadığının saptandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 10.5.1999 gün ve 1999/3275-3636 sayılı bozma kararında, özetle, Davalının Bakanlık olması nedeniyle alımlarda 2886 S.K.na tabi bulunduğu, bu yasaya uygun bir alımın olmadığının dosya kapsamından anlaşıldığı; mahkemenin bu yönü değerlendirmemesinin ve malzemeleri teslim alanların bunları teslim alma yetkilerinin bulunup bulunmadığı, ilaçların bağlı hastanenin ambar kayıtlarına girip girmediği yönünden araştırma yapmamasının bir eksiklik olduğu, bu gibi satışların suistimale yol açabileceğinin gözetilmesi gerektiği vurgulanmış, belirtilen hususların araştırılması gereğine işaret edilerek hüküm bozulmuştur. Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra, davaya konu tıbbi malzeme ve ilaçları satın aldığı ileri sürülen, davalı Bakanlığa bağlı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi Baştabipliğinden bu yönler müzekkereyle sorulmuş, oraca verilen ve 26.1.2000 havale tarihini taşıyan cevabi yazıda, dava konusu malzemelerin satın alınması sırasında 2886 Sayılı Yasaya uygun bir işlemin yapılmadığı, alımlarda uygulanan yöntemin de uygulanmadığı, malzemeleri imza karşılığı teslim alanların tesellüm yetkilerinin bulunmadığı, bunların ambar kayıtlarına da girmediği belirtildikten sonra, yazının (4) nolu bendinde aynen Bu ilaç ve malzemelerin, Ali Önday, Adem Karasu ve Yüksel Öz adına bu kişilerde kullanılmadığı, diğer malzemelerin listede belirtilen diğer kişilerde kullanıldığı, göz servisi defterinde gözükmektedir denilmiştir.
Bu noktada hemen şu husus belirtilmelidir: 2886 Sayılı Yasa'ya tabi olan tüm kurumlar gibi, davalının da satın alma işlemlerinde bu Yasa'da öngörülen usullere uyması zorunludur ve bu yön, uyulan bozma kararında özellikle açıklanıp, vurgulanmıştır. Dava konusu malzemelerin satın alınmasında anılan Yasa'daki yöntem ve ilkelere uyulmadığı toplanan delillerden açıkça anlaşıldığı gibi, taraflar arasında uyuşmazlık konusu da değildir. Ne var ki, söz konusu Yasa'ya tabi olan bir kurumun, bunun dışına çıkarak, başkaca yol ve usullerle satın aldığı malların, teslim alınarak benimsenmiş olması durumunda, artık, yasaya aykırı alım yapıldığını savunması ve buna dayanarak bedel ödemesinden kaçınması hukuken mümkün değildir; böyle bir tutumun M.K. 2' ile bağdaştırılmasına da olanak yoktur. Somut olayda, davalı Bakanlığa bağlı Hastanenin görevli elemanlarınca, davacının sattığı malzemelerin bir kısmının teslim alınıp hastalar üzerinde kullanıldığı, yukarıda belirtilen yazı cevabından açıkça anlaşılmaktadır. Her ne kadar, uyulan bozma kararında, teslim alan kişilerin davalıya bağlı hastane adına malzeme teslim alma yetkilerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gereğine işaret edilmiş, bu husus bozmaya uyulduktan sonra mahkemece sorulmuş ve az yukarıda değinilen yazı cevabında, teslim alanların tesellüm yetkilerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, aynı yazıdaki, bir kısım malzemelerin hastalarda kullanıldığına ilişkin açık kabul karşısında, kullanılan malzemeler yönünden bu durumun sonuca bir etkisi yoktur. Öte yandan, bu tür bir satımda, malzemeleri kurum adına teslim alan ve kullananların böyle bir yetkilerinin bulunup bulunmaması, sonuçta ilgili kurumun iç sorunu olup, gerektiğinde yasaya aykırı bir tesellüm varsa, bundan dolayı, ilgili ajanlarına yönelme, satıcıya ödemek zorunda kalığı bedeli onlara rücu etme olanağı her zaman mevcuttur. Hal böyle olunca mahkemece yapılması gereken iş, davacıdan satın ve teslim alınarak, tedavi gören hastalan üzerinde kullanılıp tüketildiği davalının kabulünde bulunan ilaç ve malzemelerin neler olduğu uzman bilirkişi aracılığıyla tek tek belirlenip, davalının bu malzemelerin fiyatlarının gerçeğe uygun bulunmadığı yolunda bir itirazının mevcut olmadığı da gözetilerek, davacı tarafından fatura edilen fiyatlar üzerinden toplam bedellerinin hesaplanması, bulunacak miktarın hüküm altına alınmasıdır. Eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 17.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy