(818 S. K. m. 488)
Dava: Taraflar arasındaki iptal davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, davalı ile birlikte dava dışı F. B.'nin E. Banktan aldığı 10.000.000.000 TL. lik kredi borcuna müştereken ve müteselsilen kefil olduklarını, bankanın kredi alacağının borçlu tarafından ödenmediğini, borcun ödenmesi için girişilen icra takibi neticesinde, alacaklı bankaya 3.500.000.000 TL ödemede bulunduğunu, müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla davalının da bu borçtan sorumlu olması gerektiğini, ödediği bedelin yarısı olan 1.750.000.000 TL. nin tahsili için davalı aleyhine, icra takibine geçtiğini, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamını ve % 15'den az olmamak üzere icra-inkar tazminatı ile mahkum edilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının kefil olduğu F.B' nin kredi borcu nedeni ile ödemede bulunduğu ve ödediği miktardan davalının sorumlu olmayacağı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Borçlar Kanunun 488. maddesi hükmü uyarınca, birlikte kefalette kefiller gerek asıl borçlu ile beraber gerek kendi beyinlerinde müteselsil olmaklığı iltizam etmişlerse her biri borcun tamamında mesul olup, ancak diğerlerinin hissesi için onlara rücu hakkına sahiptirler hükmüne yer verilmiştir. Davacı ile davalının dava dışı F.B.'nin borcu için müştereken ve müteselsil kefil oldukları anlaşılmaktadır. Bu durumda, kefillerden biri olan davacı, asıl borçlu için alacaklıya yapmış olduğu ödemeden dolayı payı oranında, diğer müteselsil kefile rücu hakkına haizdir. Bu durumda davacı, davalı ile birlikte müteselsil kefil olduğu borç nedeniyle alacaklıya yaptığı ödemenin 1/2 tutarını davalıdan talep hakkına sahiptir.
Mahkemece, tarafların birlikte kefalet durumları ile Borçlar Kanunun anılan hükmü gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmesi usul ve kanuna aykırı olup bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 12.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy