(818 S. K. m. 83) (6570 S. K. m. 11)
Dava: Dava dilekçesinde kira parasının 18.09.1999 gününden başlayarak aylık 5797 ABD Doları + KDV.nin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak tespiti istenilmiştir. Mahkemece davanın kabulü ile aylık kira parasının 5797 ABD. Dolarının ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak tespiti cihetine gidilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:
Karar: Davacı vekili dava dilekçesinde; 18.09.1999 tarihinde başlayan dönemin kira parasının aylık 5797 ABD. Doları + KDV.nin fiili ödeme günündeki T.C. Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden Türk Lirası olarak tespitini istemiştir. Mahkemece; aylık kira parasının hak ve nesafet kurallarına göre davacı talebi de nazara alınarak 5797 ABD Dolarının ödeme tarihindeki Merkez Bankası efektif satış kuru karşılığı olarak tespitine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki kira sözleşmesi 17.09.1993 başlangıç tarihli olup 5 yıl sürelidir. Sözleşmede aylık kira bedeli 3.000 ABD Doları olarak kararlaştırılmıştır.
BK.md.83.f - 2 uyarınca borcun yabancı para ile ödenmesinin kararlaştırılması halinde, kira parasının sözleşmeye uygun olarak yabancı para ile ödenmesi gerektiğinde duraksama bulunmamaktadır.
Ancak, yeni dönem kira parasının mahkemece arttırılarak tespitinin istenmesi halinde; 18.11.1964 gün ve 2/4 sayılı Y.İ.B.K. da öngörüldüğü üzere, kira süresi sona erdiğinden 6570 sayılı Yasanın 11. maddesi uyarınca yenilenen dönemde kira sözleşmesinin diğer hükümlerinin yenilenmesine karşın, kira parasına ilişkin şart yenilenmemekte ve kira parası belli olmayan bir sözleşme haline gelmektedir. Mahkemece kira sözleşmesindeki bu boşluk "hak ve nesafet" kurallarına uygun bir kira parası takdir edilmek suretiyle doldurulmaktadır.
Yeni dönem kira parasının tespiti anılan İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı gibi bir "sınırlama"dır. Yeni dönemde hakimin yaptığı sınırlama sonucunda belirlediği ücret unsuru ile kira sözleşmesinin yenilenmesi sağlanabilmektedir.
Bu hukuki olgu karşısında, yeni dönemde kira parasının mahkemece tespitinin istenmesi halinde, sözleşmedeki kiranın yabancı para ile ödenmesine ilişkin hükmün yenilendiği kabul edilemez. Bu nedenle Hakim anılan İ.B.K. da öngörülen "sınırlama"yı yaparken (davalı kiracının bu yönde açıkça bir kabulü bulunmadığı sürece) BK.md.83.f-1. hükmü uyarınca kira parasını Türk Lirası olarak takdir etmek ve sözleşmede yer alan boşluğu buna göre doldurmak durumundadır. Y.İ.B.K.na aykırı olarak kira parasını yabancı para olarak veya "yabancı para karşılığı" üzerinden tespit edemez.
O halde yukarıda açıklanan ilkeler ışığında mahkemece yapılacak iş; hak ve nesafete uygun kira parasını isteyip istemediğini davacıdan sormaktır. Davacı, hak ve nesafete göre tespit yapılmasını talep ediyor ise, öncelikle dava konusu yerin yeniden (boş olarak) kiralanması halinde getirebileceği kira parası, bilirkişiler tarafından belirlenmelidir.
Böyle bir belirleme yapılırken öncelikle benzer yerlerin kira sözleşmeleri incelenmeli, dava konusu yer ile ayrı ayrı karşılaştırılmalı, kira parasına etki eden hususlar üzerinde de ayrıca durulmak suretiyle "hak ve nesafet" kurallarına göre hakim tarafından bir kira parası (Türk Lirası üzerinden) takdir edilmelidir.
Şayet davacı hak ve nesafet ilkesine göre tespit talep etmiyorsa (Olayımızda, dosya kapsamına göre davacının kira parasının Dolar üzerinden tespiti hususunda ısrar ettiği anlaşılmaktadır.) bu durumda davanın reddi cihetine gidilmelidir. Mahkemece, davanın reddi yerine yazılı gerekçeyle sonuca gidilmesinde isabet görülmemiştir.
Kabule göre de; davalı tarafça "uzun yıllardan beri dava konusu mecura ilişkin kira bedellerinin Bisse Tekstil Ltd. Şti. tarafından ödendiğini ve dolayısıyla da adı geçen şirketin kiracılığının zımnen davacı tarafça kabul edildiği ileri sürülerek" husumet itirazında bulunulmuştur. Dosya ya sunulan karar fotokopilerinden taraflar arasında bu konunun tartışmalı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece, davalı vekilinin husumet itirazı araştırılıp (gerekirse mahkeme kararlarının kesinleşmesi beklenip) sonucu değerlendirilerek bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi, başka bir anlatımla husumet sorunu çözülmeden davanın esasına ilişkin hüküm kurulması da doğru görülmemiştir.
Bu itibarla yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün (BOZULMASINA), 14.9.2000 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Full & Egal Universal Law Academy