(818 S. K. m. 44, 92, 101)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
Karar: Davacı, 9.7.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesi ile kiracısı olan davalının, 15.10.1997 tarihinde sözleşmeyi haksız olarak fesh ettiğini, taşınmazın ancak bir bölümünü kiraya verebildiklerini ileri sürerek bunun mahsubuyla kalan kısım için sözleşme bitimine kadar olan 1.621.540.000 TL kira alacağı, faiz ve KDV toplamı 3.641.002.770 TL. nın asıl alacağa uygulanacak yıllık % 132 ve KDV için 6183 sayılı yasa üzerinden hesaplanacak faiziyle birlikte ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, kira sözleşmesini fesh etmekte haklı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalının fesihte kusurlu olduğu ve halen taşınmazın kalan bölümünün kiralanamamış olduğuna dayanılarak davanın kabulüne, 2.819.257.000 TL. nın dava tarihinden yasal faizi ile ödetilmesine karar verilmiş; hüküm taraflarca temyiz edilmiştir.
1- Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2- Dava, erken tahliye nedeniyle, kira sözleşmesine aykırılıktan oluşan zarar karşılığı kira parasının ödetilmesi istemine ilişkindir. Kiralananın, kira yılı içerisinde 15.10.1997 tarihinde, haklı bir neden olmaksızın tahliye edilmiş olduğu dosyada mevcut toplanan delillerden anlaşılmaktadır. Esasen mahkemenin kabulü de bu doğrultudadır. Bu durumda davalı kiracı akdin sona erme tarihine kadar geçen süre ile sınırlı olmak üzere, kira parasını kiralayana ödemekle yükümlüdür. Ne var ki, davalının bu yükümlülüğü yanında, davacının da davalı zararının artmaması için aralarındaki kira sözleşmesindeki koşullarla yeniden kiraya verilebilmesi için gereken çabayı göstermesi yönünden de borcu bulunmaktadır (B.K. 92/2 md. delaletiyle B.K. 44. md.). Mahkemece, kiralananın tahliye edildiği 15.10.1997 tarihinden itibaren, davacı ile davalı arasındaki kira sözleşmesinde kararlaştırılan koşul ve bedelle, ne kadar süre içerisinde kiraya verilebileceği yönünde bir inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Öyleyse mahkemece bu yönde bir inceleme ve araştırma yapılmalı, gerektiğinde konusunda uzman bilirkişi marifeti ile mahallinde bizzat kiralananlar da görülerek bilirkişiden dayanaklarını gösterir gerekçeli rapor alınmalı, böylece davalının bu yolla saptanan süre ile sınırlı olmak üzere, kira parasından davacıya karşı sorumlu olacağı kabul edilmeli, bu süre içerisinde davacı tarafından üçüncü şahıslara taşınmazlar eksik bedelle kiraya verilmiş ise, bunlara ilişkin fark kira paraları da gözetilerek sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, mahkemenin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar vermiş olması, usul ve kanuna aykırı olup, bozma nedenidir.
3- Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde, taraflar arasında düzenlenen sözleşmede kira parasının ödenmesinde temerrüde düşülmesi halinde temerrüt faizinin nasıl hesaplanacağı belirtilmektedir. Mahkemece, sözleşmeye uygun olarak temerrüt faiz oranı aylık % 11 olarak saptanıp, geçmiş günler faizine bu oran dahilinde hükmedilmiş olduğuna göre, dava tarihinden itibaren davacı alacağına aylık sözleşme temerrüt faizi olan % 11 oranındaki faizin yürütülmesi gerekir. Mahkemenin bu yönü gözardı ederek, yazılı olduğu şekilde yasal faize hükmetmiş olması da ayrıca bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle davalının sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bent gereği temyiz edilen hükmün taraflar yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 26.10.2000 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy