(743 S. K. m. 619) (3194 S. K. m. 1, 2, 18) (818 S. K. m. 61)
Dava: Taraflar arasındaki tapu iptali, tescil ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne ve kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı Nuri .... avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü.
Karar: Davacı, Kartal ....., Ortadağ mevkiinde bulunan ve Özel infaz krokisinde 185 parsel olarak gösterilen yerin kendisine ait olduğunu, yeni imar uygulanması ile bu taşınmazın 6966 ada 8 ve 9 parsellere ayrılıp, 9 parselin kendi üzerinde bırakıldığını, 8 parselin ise davalı Nuri adına kaydedildiğini, ancak 8 parselde kendisine ait duvar, bahçe tanzimi, demir kapı, kuyu ve yaptığı beton yol ile diktiği 51 adet ağaç kaldığını, Kartal Sulh Hukuk Mahkemesinin 1999/81 değişik iş sayılı dosyası ile bu muhtesatların 3.300.000.000 lira, ağaçlarında 525.000.000 lira değerinde olduklarının belirlendiğini, muhdesatların ve ağaçların bedellerinin zemin bedelinden fazla olduğunu bildirip, uygun tazminat mukabilinde 8 parselin davalı Nuri adına olan tapusunun iptali ile kendi adına tesciline, olmadığında 3.825.000.000 lira tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini istemiştir. Daha sonra davacı Samandıra ve Büyükşehir Belediyesi hakkındaki davalarını atiye terk etmiştir.
Davalı Nuri İmar uygulaması sonucu 8 parselin kendisine verildiğini, davacının talep ettiği şeyler İmar yasasının 18 maddesinde yazılı yapı niteliğinde olmadığının bildirip, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, imar uygulanması sonucu davalıya verilen 8 parselde kalan ağaç ve diğer muhdesatların bedeli 2.212.524.400 liranın faiziyle davalı Nuriden tahsiline, diğer iki davalı hakkında ittihazına yer olmadığına verilmiş; hüküm, davalı Nuri tarafından temyiz edilmiştir.
Davacıya ait taşınmazın belediyenin imar uygulanması sonucu 6966 ada 8 ve 9 parselleri oluşturduğu, bunlardan 9 parselin davacı uhdesinde bırakıldığı, 8 parselin ise davalı Nuriye verildiği, imar uygulamasının kesinleşip, 8 parselin davalı adına tescil edildiği tüm dosya münderecaatından anlaşıldığı gibi, bu hususlar taraflar arasında da çekişmesizdir.
Medeni Kanunun 619. maddesi hükmüne göre bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütün mütemmim cüzilerine de malik olur. Bu nedenle taşınmaz üzerinde ister bina, ister ağaç olsun, mütemmim cüz olarak kabul edildiğinden taşınmaz mülkiyetinden ayrı düşünülemezler. Genel Kural bu şekilde olduğundan taşınmaz kime ait ise üzerindeki muhdesatlarda ona ait olur. İmar Kanununun 18. maddesi bu kuralın aksine bir düzenleme ile, üzerinde bina bulunan hisseli taşınmazın şuyulandırılması sadece zemine ait olup, şuyuun giderilmesinde bina bedelinin ayrıca nazara alınacağı, bedelleri ilgili parsel sahiplerince yapı sahibine ödenmedikçe veya şuyuu giderilmedikçe, bu yapıların eski maliklerince kullanılmasına devam olunacağı hükmünü getirmiştir. Görüldüğü gibi Medeni Kanunun getirdiği kuralın aksine, imar uygulanması nedeniyle hamur haline getirilen taşınmazdan, yeni imar parselleri oluşturulmasında binalar ve diğer muhdesat, üzerinde bulundukları yerin mülkiyetine sahip olanlardan başkasına bırakılabilmektedir. Ancak kanun, sadece taşınmaz üzerinde bulunan binalardan söz etmiş, taşınmazda bulanabilecek ağaç ve diğer muhdesatlarla ilgili bir açıklama getirmemiştir. O halde öncelikle üzerinde durulması gereken sorun, ağaçların ve diğer muhdesatlarında binalar gibi imar yasasının 18. maddesinin getirdiği düzenlemenin kapsamında kalıp kalmayacağıdır. Davacıya ait bahçe iken, davalıya verilen parselde kalan bahçe içindeki ağaçlar, duvar vs. Gibi muhdesatlarda imar kanununun 18. maddesinin getirdiği bu düzenlemeden yararlanması halinde, bunlar üzerindeki mülkiyet hakkının varlığı kabul edileceğinden davacıda isteğinde haklı olacaktır.
İmar Kanununun 18. maddesindeki bu hüküm sadece binalar için konulmuş olup, kıyas yolu ile bu hükmün ağaç vs. gibi bina kavramı dışında kalan muhdesatlar yönünde genişletmek mümkün değildir. O halde davalıya aktarılan parsel üzerinde bulunan dava konusu ağaçlar, duvar kuyu ve diğer muhdesatlarda yer ile birlikte davalının mülkiyetine geçmiştir. Mal varlığına geçen bu muhdesatlardan dolayı davalının haksız zenginleşmesi hususu bundan sonra tartışılmalıdır.
Borçlar Kanunun 61 maddesi hükmüne göre haksız zenginleşmenin iadesinden söz edebilmek için, zenginleşmenin haklı bir nedene dayanmamış olması gerekir. Olayımızda dava konusu ağaçlar, beton yol, kuyu ve bahçe duvarlarından parselin doğusundaki duvarın parsel içinde kaldığı, güney ve batıdaki duvarın parsel hudutları dışında kaldığı, dosyadaki 17.10.2001 tarihli bilirkişi raporu ekindeki krokiden anlaşılmaktadır. Bu durumda 8 parsel sayılı yeni oluşmuş taşınmaz, üzerinde kalan muhdesatlarla birlikte idari bir ile davalıya aktarılmış, böylece taşınmaz üzerindeki ağaç vs ile birlikte davalının mal varlığına geçmiştir. Her ne kadar davalının mal varlığındaki bu artışın haksız olmadığı söylenebilir ise de, davacının mal varlığında olan bir şey, karşılığı verilmeden idari bir la davalının mal varlığına geçtiği gerçeği de göz ardı edilmemelidir. Davacının mülkiyetinde ve onun tasarrufunda iken karşılığı verilmeden, davalıya geçen bir değerden dolayı davacının fakirleşip, davalının zenginleşmesi yasaya dayansa dahi haksız olur. İmar uygulanması sırasında dava konusu ağaçlar, kuyu ve duvar ile beton yolun vs.nin değerlerinin dikkate alınmadığı dosyadaki belediye encümen ile, şuyulandırma cetveli ve diğer yazılardan da anlaşılmaktadır. O halde, bu haksızlığın giderilmesi hakkaniyet gereği olup, adalete uygun düşer. Bu haksızlığın ne şekilde giderileceği, yani davalının zenginleşmesinin de kapsamı ne olacağı araştırılıp tartışılmalıdır.
3194 sayılı İmar Kanununun 1. ve 2. maddelerine göre, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların, çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamak, belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerlerde yapılacak planlar ile inşa edilecek bütün yapılar yönünden bu kanun hükümleri uygulanacaktır. Bir başka bir deyişle arazi, kullanılabilir arsa haline getirilmektedir. Üzerinde ağaçlar beton yol ve kuyu ile duvar vs. bulunan bir taşınmazın arsa haline getirildikten sonra, bunların arazi üzerinde kalması bir önem ve kıymet taşımayacaktır. Zira parsel üzerine bina yapılacaktır. Bu nedenle ağaçlar, beton yol, kuyu ve duvar vs.nin davalılarda kalsa dahi fazla bir yarar sağlamayacak, ancak ağaçların odun değeri ile diğerlerinin yıkılmalarından sonra işçilik hariç çıkan asgari levazım bedeli kadar olacaktır. Bu nedenle davalının sebepsiz zenginleşmesi de ağaçların odun değeri ile diğerlerinin çıkacak asgari levazım bedelidir. Mahkemece davalıya ait 8 parselde kalan, dava konusu ağaçlar, beton yol, kuyu, duvarlardan ne kadarının kaldığı araştırılıp, parsel kapsamı dışında kalanlar hariç olmak üzere, parsel kapsamında kalanların değerleri yukarıda açıklanan esaslara göre belirlenerek ona göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 21.12.2001 gününde oybirliği ile verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy