(818 S. K. m. 535, 538, 539, 540)
Dava: Taraflar arasındaki ortaklığın feshi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacı, davalıyla marangoz atölyesi açmak için 14.12.1991 tarihinde adi ortaklık kurduklarını, kendisinin usta olarak atölyede çalışıp aylık 500 DM alacağını davalının da yönetici ortak olduğu halde hesap vermeye yanaşmadığını ve 1994'de kendisini ortaklığa konu atölyeye sokmadığını ileri sürerek adi ortaklığın feshine, ortaklıkta şahsına ait olan makinelerin iadesine, demirbaş eşyadan payına düşen 210.000.000 TL ile ortaklık gelirinde payına düşen 435.000.000 TL.ki toplam 645.000.000 TL.nin tahsilini, birleşen dava ile de 1992 Temmuz'dan 1994 Mart'a kadar olan aylık 500 DM ustalık ücreti bedeli 10.000 DM'nin ödetilmesini talep etmiştir.
Davalı, davacının şahsına ait makinalarının bulunmadığını, davacının ortaklığı 1993'de terkettiğini ve kendisini zarara soktuğunu, kendisinin araba vermek suretiyle davacıyla olan sözleşmesini sona erdirip ibralaştıklarını, kendisinin de dükkan kiralarından alacağı olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, ortaklığın feshine bilirkişi raporuna göre 47.825.830 TL kar payı, 237.932.125 TL demirbaş payı ile 10.000 DM ücret alacağının faiziyle tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Taraflar arasında adi ortaklığın varlığı uyuşmazlık konusu değildir. Davacı adi ortaklıkta kararlaştırılan emeğin karşılığı olan 10.000 DM, demirbaştan payına düşen 210.000.000 TL ve kardan payına düşen 435.000.000 TL.nin tahsili için ortaklığın feshi ve tasfiyesini talep etmiştir. Esas itibariyle davacının talepleri adi ortaklığın feshi ve tasfiyesini içermektedir. Hemen belirtmen gerekir ki davacının emeği karşılığı aylık 500 DM alacağı olduğunu yasal delillerle kanıtlaması gerekir. Bunun kanıtlanması halinde davacının emeğinin karşılığı alacağının davalıdan değil ortaklıktan alınması gerektiğinin kabulü zorunludur. Mahkemenin bu bedelin tümünden davalının sorumlu olacağına ilişkin kabulü usul ve yasaya aykırı olup, davacının bu kalem isteğinin aşağıda açıklanan tasfiye sırasında gözetilmesi gerekir. Somut olayda davalının idareci ortak olduğu tarafların kabulündedir.
Adi ortaklığın ne şekilde sona ereceği B.K. 535. maddesinde, tasfiyenin nasıl ve kimler tarafından yapılacağı da 538 vd. maddelerinde gösterilmiştir. B.K.nun 535/7 maddesi gereğince mahkemece adi ortaklığın feshine karar verildiğinde ortaklığın mal varlığının ne şekilde tasfiye edileceği karar yerinde gösterilmelidir. Tasfiyenin B.K. 538 ve devamı maddeleri gereğince yapılması için mahkemece öncelikle tarafların tasfiye hususunda anlaşıp anlaşamadıkları tespit edilmeli, tasfiyede anlaştıkları takdirde ona göre karar verilmelidir. Taraflar mevcut mal ve demirbaşların bölüşülmesinde ya da mal varlığının bir meblağ karşılığında diğerine bırakılmasından anlaşamadıkları takdirde mahkemece tayin oluşacak bir görevli marifetiyle bu malların satılmasına, öncelikle varsa ortaklığın borçlarının ödenmesine, bilahare ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yaptıkları masraflar hesaplanmak ve her birinin şirketten olan alacağı düşüldükten sonra geriye bir şey kalır ise bu meblağın, var ise zararın payları oranında paylaştırılmasına karar verilmelidir. Davalının yönetici ortak olduğu gözetilerek kendisinden hesap alınıp yukarıdaki şekilde tasfiyeye karar verilmesi gerekirken salt davacının talebi ile karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
2-Kabul şekline göre de davacı demirbaş eşyadan payına düşen 210.000.000 TL.nin ödetilmesini istemiş olduğu halde mahkemenin talebi aşarak 237.932.125 TL.ye hükmedilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Sonuç: Yukarıda 1. ve 2. bentlerde açıklanan nedenlerden dolayı temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy