(818 S. K. m. 103, 105, 288)
Dava: Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü:
Karar: Davacılar, 19 parselde kayıtlı 74 m2 dükkanın 2/3 hissesinin davalı, 1/3 hissesinin de müşterek murisleri Bahri B. adına kayıtlı olduğunu, Bahri E'nın 1.4.1994 tarihinde vefatı nedeniyle taşınmazın kendileri ile davalıya intikal ettiğini, davalının taşınmazı gerek kendisi kullanarak, gerekse kiraya vererek gelir elde ettiğini, bu gelirden kendi hisselerine düşen kira bedelini vermediğini, ayrıca davalının mahrum kalınan kira gelirinden ödeme yapmaması nedeniyle faizle karşılamayan munzam zararları bulunduğunu ileri sürerek, toplam 1.000.000.000 TL kira gelirinin ödeme tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte ayrıca yasal faizle karşılanamayan maruz kaldıkları zararlar nedeniyle B.K. 105. maddesi gereği toplam 800.000.000 TL. munzam zarar alacağının davalıdan alınmasını istemişlerdir.
Davalı, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, her bir davacı için 250.000.000 TL olmak üzere toplam 1.000.000.000 TL kira bedeli ile, her bir davacı için 200.000.000 TL toplam 800.000.000 TL munzam zarar alacağı olmak üzere toplam 1.800.000.000 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacılar, dava ile müşterek murislerinden intikal eden taşınmazın davalı tarafından kiraya verildiğini, ya da kendisi tarafından kullanıldığını, davalının elde ettiği kira bedelinden hisselerine düşenin ödenmediğini bildirerek, hisselerine düşen kira bedeli ile bu kira bedelinin zamanında ödenmemesi nedeniyle uğradıkları munzam zarar alacağının ödetilmesini istemişlerdir.
Davacılar, hisselerine düşen kira bedelinin ödenmesi için ihtarname keşide ederek, bu davadan önce davalıyı temerrüde düşürmemişlerdir. Hal böyle olunca, davalının ancak bu davanın açıldığı tarihte temerrüde düştüğünün kabulü gerekir. B.K. 105. maddesi hükmü gereğince, faizi aşan zararın (munzam zarar) istenebilmesi için öncelikle borcun kaynağı, her ne olursa olsun, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmüş olması önkoşuldur. Borçlunun temerrüdünden önceki dönemde, alacaklının faizi aşan miktarda (munzam) zararının oluştuğundan söz edilemez. Davacılar, bu davada, dava tarihinden sonra gerçekleşen munzam zararlarına ilişkin olarak, herhangi bir istek de bulunmamışlardır. Bu durumda, davacıların dava tarihinden önceki döneme ilişkin munzam zarar isteklerinin, bu tür isteğin ön koşulu bulunan borçlu temerrüdünün gerçekleşmemiş olması nedeniyle reddi gerekir.
Mahkemece, açıklanan bu yönler ve somut olayda munzam zarar isteminin koşullarının gerçekleşmediği gözetilmeden, munzam zarar isteğinin yazılı şekilde kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozma nedenidir.
3-800.000.000 TL munzam zarar alacağının faizi ile birlikte ödetilmesi davacılarca talep edilmediği halde, mahkemece bu kalem isteğin de faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiş olması da kabul şekli bakımından usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
Sonuç: Yukarıda açıklanan 1. bent gereğince davalının diğer temyiz itirazının reddine, temyiz olunan kararın 2. ve 3. bentte açıklanan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde iadesine, 14.2.2002 gününde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)
Full & Egal Universal Law Academy